KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14860 E., 2012/21248 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2012
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.05.2011 tarih ve 2009/85-2011/179 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve davalı ... ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'ın maliki olduğu, müteveffa sürücü ...'ın kullandığı aracın yaptığı trafik kazası sonucu araçta bulunan ...'in maluliyetine sebep olduğunu, sürücü ...'ın 7/8 oranında kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, meydana gelen olay neticesinde aracın kaza tarihini kapsayan geçerli bir Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta poliçesi olmadığından, Karayolları Trafik Kanunu'nun 108'inci maddesi, Sigortacılık Kanunu ve ... Yönetmeliği uyannca, olay sonucunda malul kalan ...'e tarihinde toplam, 40.000,00 TL tazminat ödenmek zorunda kalındığını ileri sürerek 40.000,00 TL tazminatın araç maliki davalı ve kusurlu sürücünün mirasçıları olan davalılaradan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, her ne kadar müvekkilinin kazaya karışan aracın kayıt maliki ise de, müvekkilinin aracı 01.03.2002 tarihinde zilyedliğin devri sözleşmesi ile Lokman Çetin isimli kişiye devrettiğini, araç üzerinde fiili hakimiyeti olmadığını ve aracın işleteni olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, davacının, davalılar ... ... ve ... hakkındaki davasını atiye terketmesi nedeniyle bu davalılar yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, meydana gelen kazada müteveffa sürücü ...'ın 7/8 kusurlu olduğu, davalılardan ...'ın 2918 sayılı Kanun’un 20. maddesinin son fıkrası hükmünce “noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersiz” sayıldığından aracın maliki olarak sorumlu olduğu, gerekçesiyle 40.000,00 TL'nın davalılar ..., ... ve ... 'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ve davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ...'nın zarar görenlere tazminat ödemesinden sonra kaza yapan aracın işleteni ve ölen sürücünün mirasçıları aleyhine açılan rücu davası olup, mahkemece, dava dışı müteveffa sürücü ...'ın kullandığı aracın ZMSS poliçesi bulunmaması nedeniyle davalılar müteveffa sürücü mirasçıları ve araç malikinin sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Zorunlu sorumluluk sigortasının yaptırılmaması nedeniyle meydana gelen kazada malul olan kişiye davacı tarafından ödenmek zorunda kalınan tutarın halefiyet hakkına dayanarak bu kişilere rücu edebileceği riziko tarihi itibariyle yürürlükte olan 2918 sayılı Yasa'nın 108'nci maddesi ile sonradan yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 ncü maddesi ile ... Yönetmeliği'nin 16/b maddesinde düzenlenmiştir.
Bu durumda, somut uyuşmazlıkta rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle, davacının zorunlu sorumluluk sigortasının yaptırılmaması nedeniyle ancak sigortayı yaptırmayan araç işletenine rücu edebileceği, sürücüye rücu olanağı bulunmadığı hususu gözetilerek davalı sürücü mirasçıları mümeyyiz davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14860, K. 2012/21248, 19 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama