KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14935 E., 2012/21220 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2012
Karar Metni
478 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/06/2011 tarih ve 2010/291-2011/360 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı krediyi tamamen ödedikten sonra kredinin teminatı olarak verilen ipoteğin kaldırılmasını istediğini, ancak bankanın ipoteğin fekki için davacının 30.000 TL tutarında mevduat hesabı açmasını şart koştuğunu, taşınmazı acilen satması gereken davacının mevduat hesabı açmak durumunda kaldığını,bu sırada banka yetkililerince davacıya bir kısım sözleşme ve belgeler imzalatıldığını, mevduat hesabı açıldıktan sonra bankanın ipoteği fekkettiğini, ancak bu kere müvekkilinin bankadan daha önce konut kredisi kullanan dava dışı müşterilerin borcunun kefili olduğu,
bu borçların henüz ödenmediği gerekçe gösterilerek davacının mevduat hesabına rehin konulduğunu, bankanın yaptığı uygulamanın hukuka aykırı olduğunu, dava dışı kredi borçlusu Uğur Güdek'in krediyi kullandığı tarihte davacının bir kefaleti bulunmadığını, kefaletin mevduat hesabı açılması istendiği tarihte bir kısım belgeler imzalatılarak sağlandığını, öte yandan davacının diğer kredi borçlularına kefilliği olmuş ise de söz konusu kefalet tarihlerinde ipoteğin mevcut olmadığını, kaldı ki tüm kredi kullananların ödemelerini aksatmadığı gibi, bankanın riskine karşılık bu kişilerden yeterli teminat da aldığını,
bankanın hukuka aykırı uygulaması nedeniyle müvekkilinin ödeme güçlüğü içine düştüğünü, işlerini yapamaz hale geldiğini ileri sürerek, davacının mevduat hesabı üzerindeki banka rehnin kaldırılmasını, yapılan haksız uygulama nedeniyle uğranılan zarar karşılığı şimdilik 1.000 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, ipoteğin, davacının kullandığı veya kullanacak olduğu kredilerden ve bankaya karşı imzaladığı veya imzalayacağı adi ve müteselsil kefaletlerden kaynaklanan borçlarının teminatı olarak alındığını, davacının şahsen kullandığı kredinin yanı sıra kefili olduğu kredi sözleşmelerinden kaynaklanan risklerinin bulunduğunu, davacı şahsi kredisini kapatmış ise de kefalet nedeniyle sorumluluğu devam ettiğinden bankanın ipoteği fekkederken davacıdan ek teminat almasının yasal ve sözleşmeden doğan hakkı olduğunu,
zaten davacının bankaya mevduat hesabı açıp 30.000 TL yatırarak yeterli teminat sağlaması sebebiyle ipoteğin fekkedildiğini, taraflarca akdedilen kredi sözleşmelerinde bankanın müşteri ve kefillerin mevcut veya ileride bulunabilecek vadeli mevduat hesaplarının borcu karşılayacak kadar miktarı üzerinde rehin hakkı bulunduğunun kabul edildiğini, rehnin konulduğu tarihten itibaren dört ay boyunca yapılan işleme itiraz etmeyen davacının talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, davacının kefili olduğu konut kredisinin ödenmemiş olması nedeniyle, bankanın davacının mevduat hesabına rehin uygulamasının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14935, K. 2012/21220, 19 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama