KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14966 E., 2012/10154 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/10/2010 tarih ve 2009/370-2010/418 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının sözlü sözleşmeye istinaden müvekkili şirket nezdinde tali acente olarak çalıştığını, müvekkili şirketin, davalıdan olan alacağının tahsili için girişilen icra takibinin, davalının borca ve icra dairesinin yetkisine itirazı ile durduğunu, yetkili icra dairesinin, alacaklının ödeme anındaki ikametgahının bulunduğu yer olan İzmir İcra Daireleri olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibine dayanak evrakın, tamamen davacının kendi bilgisayarından alınan, müvekkilinin bilgisi ve oluru bulunmayan bir liste olduğunu, müvekkilinin, acente ve bağlı ya da bağlı olmayan tacir yardımcısı olarak bir sıfatının bulunmadığını, davacı ile aralarındaki hukuki ilişkinin ispatlanamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Cumhuriyet Savcılığı takipsizlik kararında, davalı tarafından, davacı şirketçe kendisine bilgisayar getirilerek poliçe kesme programı kurulduğunun belirtilmesi dikkate alındığında, sözleşmenin davalının bulunduğu Kırkağaç'ta yerine getirildiği, sözleşmenin ifa yerinin Kırkağaç olduğu, Borçlar Kanununun 73., HUMK'nun 9. ve 10. maddelerine göre Kırkağaç İcra Dairelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkili icra dairesinde takip yapılmamış olduğundan itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı ile davalı arasında sözlü olarak yapıldığı iddia olunan acentelik sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, Kırkağaç C. Başsavcılığı'nın davalı/şüpheli hakkında verdiği takipsizlik kararı ile, taraflar arasındaki sözleşmenin, davalının yerleşim yeri olan Kırkağaç'ta yerine getirildiği kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş ise de çelişkili olarak hem Borçlar Kanununun 73., hem de HUMK'nun 9. ve 10. maddelerine dayanılarak bu hüküm verilmiş, davalı vekilince hüküm temyiz edilmemiştir. Buna göre, davacı şirketin merkezinin İzmir, davalının yerleşim yerinin ise Kırkağaç olduğu, taraflar arasında tali acentalık sözleşmesinin bulunduğu dosya kapsamı ile belirgin olup, uyuşmazlık konusu değildir.
Bütün davalar için uygulanan yetki kuralı, genel yetki kuralı olup. HUMK'nun 9. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahı mahkemesidir. Bundan ayrı, bazı davalar için davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. İstisnai nitelikteki bu yetki kurallarına, özel yetki kuralları denilmektedir.
Bilindiği üzere, HUMK’nun 10. maddesinde, sözleşmeden doğan davalar için özel yetki kuralı öngörülmüş olup; buradaki sözleşmeden maksat, konusu mal varlığı hakkı olan Borçlar Hukukuna ilişkin sözleşmelerdir. Bu bağlamda sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, sözleşmenin yerine getirileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer, öncelikle, tarafların açık veya zımni isteğine göre belirlenir.
Tarafların bu husustaki açık veya zımni isteğinin anlaşılamadığı hallerde, sözleşmenin yerine getirileceği yer Borçlar Kanununun 73. maddesine göre tespit edilmelidir.
Her ne kadar, mahkemece verilen hükmün gerekçesinde, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine çelişkili olarak birlikte dayanılmış ise de, dava konusu uyuşmazlığın, bir miktar para alacağına ilişkin olması nedeniyle eldeki davaya uygulanması gereken yasa hükmü Borçlar Kanununun 73. maddesi olup, buna dayalı icra takiplerinin davacının yerleşim yeri icra müdürlüklerinde yapılmasında yasal bir engel bulunmadığı dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14966, K. 2012/10154, 8 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama