KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/15846 E., 2013/15617 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
612 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/09/2011 tarih ve 2011/91-2011/15 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13.09.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından dava dışı İnteltek A.Ş. hisselerinin %20lik bir kısmının davalı şirketten satın alındığını, yapılan sözleşme uyarınca 2005 yılı temettü payının davalıya ait olacağının belirlendiğini, bu kapsamda 2006 yılında yapılan genel kurul sonrasında belirlenen temettünün davalı hesabına yatırıldığını ancak müvekkili şirketin merkezinin yurtdışında bulunması sebebiyle müvekkili adına tahakkuk eden temettünün %15 oranında stopaj kesintisine tabi olduğunun anlaşıldığını, bu kapsamda vergi kontrolörü tarafından yapılan inceleme sonucunda dava dışı şirkete vergi cezası kesildiğini,
yapılan uzlaşma sonucunda söz konusu bedelin müvekkili tarafından 1.415.000 TL olarak ödendiğini, davalının ise almış olduğu temettü üzerinden herhangi bir şekilde stopaj kesintisi yapılmadığını, bu suretle davalı yönünden sebepsiz zenginleşme meydana geldiğini ileri sürerek, toplam 1.415.000 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince devre konu paylara isabet eden 2005 yılı temettü toplamının müvekkiline ait olduğunun kararlaştırıldığını, bu kapsamda herhangi bir stopaj kesintisinden bahsedilmediğini, bu hususa ilişkin olarak sözleşmeye hüküm konulmadığını, davacının edim borcunu alacağın temliki suretiyle ifa etmeyi seçtiğini, davacının sahip olduğu haktan fazlasını temlik ettiği iddiasının doğru olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete yapılan fazla ödeme tutarının 1.329.831,87 TL olduğu, bu durumun vergi dairesince yapılan incelemede ortaya çıktığı ve tutanak ile tespit edildiği, şirketin bu durumdan haberdar olduğu ve yapılan uzlaşma sonucunda vergi dairesine ödenmesi gereken meblağın 1.415.000 TL olarak belirlendiği, taraflar arasındaki sözleşme hükmünün vergi idaresini bağlamayacağı, sadece taraflar açısından hüküm ifade edebileceği, davalıya yapılan temettü ödemesinin vergilendirme alanı dışında olduğu,
bu durumda davacının davalıya devredileceği temettü miktarının kendisine yapılması gereken vergilendirilmiş miktar olduğu, bundan fazlasını devredemeyeceği, tahakkuk eden temettüden fazlasının sebepsiz zenginleşme konusunu oluşturduğu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan 2005 yılı temettülerinin devri ile ilgili hüküm nedeniyle davacının çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmasından yararlanarak mahsup yapması gibi bir yarışan hakkının söz konusu olmadığı,
dava öncesinde davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.415.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece davanın kabulüne karar verildikten sonra tarafların tacir olduğu göz önüne alınmaksızın hüküm altına alınan alacağa yasal faiz uygulanması ve faiz başlangıç tarihinin davacı şirketin dava dışı İnteltek A.Ş.’ye yaptığı ödeme tarihi yerine dava tarihinden itibaren uygulanması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın HUMK’nın 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/15846, K. 2013/15617, 13 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama