KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/15879 E., 2013/16971 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/06/2011 tarih ve 2011/18-2011/309 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/09/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... Bostan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait boş çek yapraklarının müvekkiline ait işyerinden çalındığını, bu hususta davalı bankanın uyarıldığını, buna rağmen davaya konu 16.400 TL bedelli bir adet çekin sahte olarak düzenlenip takas işlemine konu edildiğini, davalı bankanın uyarılara karşın müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında çek bedelini ödediğini ileri sürerek, 16.400 TL’nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafça dava konusu çekle ilgili olarak herhangi bir tedbir kararı sunulmadığını, savcılık tarafından herhangi bir talimat verilmediğini, davacının boş çek yapraklarını kaybetmesi sebebiyle kusurlu olduğunu, davacının çek bedelini hamilden ve cirantalardan tahsil etmesinin gerektiğini, bu haliyle davanın zamansız açıldığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu çeki kaybetmesi sebebiyle herhangi bir iptal kararı almadığı gibi aralarındaki esas ilişkiye dayanarak çek içeriğinde izlenebilen alacaklı ve borçlulara karşı herhangi bir dava da açmadığı bu haliyle davanın erken açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı işyerinden çalınarak sahte imza ile keşide edildiği ileri sürülen çek bedelinin davalı banka tarafından ödendiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkiline ait boş çek yapraklarının işyerinden çalındığını, bu hususta davalı bankanın uyarıldığını, buna rağmen davaya konu 16.400 TL bedelli bir adet çekin müvekkili adına, sahte olarak keşide edilip takas işlemine konu edildiğini ancak davalı bankanın uyarılara karşın müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında çek bedelini ödediğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak dosya kapsamı itibari ile davacı tarafça, davaya konu çekin boş olarak çalındığı ve davacı adına atılan sahte imza ile keşide edildiğinin iddia edilmesi karşısında, davacı ile çek içeriğindeki alacaklı ve borçlular yönünden temel ilişkiden söz edilebilmesi mümkün değildir. Öte yandan her ne kadar mahkemece davaya konu çek iptali davası açılmadığı belirtilmişse de dosya içeriğine göre davacı tarafça, çalınan çeke ilişkin olarak açılan davanın, çekin boş olup, çek vasfını haiz olmadığından bahisle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, yukarıdaki tespitler kapsamında değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/15879, K. 2013/16971, 27 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama