KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1604 E., 2012/8596 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.10.2010 tarih ve 2010/123-2010/1152 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 646075 nolu, 6.000,00 TL bedelli, keşidecisi Kasım Tuncer olan çekin son yasal hamili olduğunu, çekin bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığı şerhi düşülerek müvekkiline iade edildiğini, çeke dayalı alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış ise de, müspet sonuç alınamadığını, karşılıksız çek keşide etmek suçundan ceza mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde çekin sahte kimlikle alındığının tespit edildiğini, davalı bankanın sahte kimlik sahibi kişiye çek karnesi vermesi dolayısıyla kusurlu olup zarardan sorumlu olduğunu belirterek çek bedeli olan 6.000,00 TL'nın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve 1.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin resmi kurumlardan verilen yada onaylanan belgelerin doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, gerekli dikkat ve özenin gösterildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kimliği belirsiz kişilerin dava dışı Kasım Tuncer'in kimlik bilgilerini kullanarak şirket kurdukları ve davalı bankadan çek karnesi aldkları, çeklerden bir tanesinin ciro yoluyla davacıya geçtiği, icra takibinin sonuçsuz kaldığı, çek hesabı açılırken bankaya ibraz edilen vergi levhasının şirkete ait olup, Kasım Tuncer'in kendisine ait ticari işletmesi olmamasına rağmen çek karnesi verildiği, davalı bankanın olayda tam kusurlu olduğu, dava konusu olayın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmayıp, manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle 6.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminata ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2)Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı bankanın zararın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu belirtilerek davanın maddi tazminat yönünden kabulüne karar verilmiş ise de, davacının dava konusu çeki ciro yoluyla iktisap ettiği, çekte başka cirantaların da bulunduğu ve davacının sahte kimlikle çek keşide eden kişi dışında çekte ciranta olarak gözüken kişilere karşı başlattığı icra takibinden de sonuç alamamış olduğunun anlaşılması karşısında, akidini iyi seçmeyen ve ticari ilişkiye girdiği kişileri yeterince araştırmayan davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, dava dosyasında yer alan kanıtlar, ticari hayatın gerekleri ve somut olayın özellikleri çerçevesinde davacının müterafık kusuru değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1604, K. 2012/8596, 22 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama