KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1702 E., 2012/18325 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
625 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/09/2010 tarih ve 2009/169-2010/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK'nun 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 122014, 2000/9052, 2005/9750, sayılı ve "VİTRİN giyim", "VİTRİN+şekil", "V+VİTRİN" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2007/42520 sayılı "Vitriline" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE’ne başvuruda bulunduğunu, müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, davalının kötüniyetli olduğunu, ileri sürerek 2009-M-1357 sayılı YİDK kararının iptaline, davalı adına tescili halinde 2007/42520 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü vekili, alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Vitriline Giyim vekili; müvekkili şirket tarafından tescili talep edilen "Vitriline" ibaresinin davacıya ait markalardan farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, işaretlerin bir bütün olarak ve bölünmeden değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ilk olarak 1997 yılında 2440 tescil numarası ile markasını tescil ettirdiğini ve o tarihten bu yana 11 yıldır aktif olarak markayı tekstil sektöründe kullandığını, bu aşamadan sonra açılan davanın kötü niyetli olduğunu; savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve kısmen benimsenen bilirkişi raporuna göre, davada uyuşmazlığın özü, davacıya ait 122014, 2000/9052, 2005/9750, sayılı ve önceki tarihli "VİTRİN giyim", "VİTRİN+şekil", "V+VİTRİN" ibareli markaların, davalının 2007/42520 sayılı ve "Vitriline" ibareli başvurusu yönünden KHK’nin 7/1-b, 8/1-b, 8/4 35.maddeleri hükümleri çerçevesinde tescil engeli olup olmadığı, başvurunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı ve sonucuna göre 2009-M-1357 sayılı YİDK kararının hukuka uygun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu,
davacının 2000/9052 sayılı ve 2005/9750 sayılı markalarında “V” harfinin ön plana çıkarılarak farklı kullanıldığı ve bu şekilde "V" harfine yazım karakteri itibariyle bir ayırt edicilik kazandırıldığı; davalının 2007/42520 sayılı başvurunun da "Vitriline" ibaresinden oluştuğu ancak “V” harfinin davacı markalarında olduğu gibi "V" harfinin sol çizgisinin daha kalın ve kesik, sağ çizgisinin daha ince ve uzun olduğu, bu haliyle 556 sayılı KHK m.8/1-b anlamında markaların benzer olduğu ve benzer olan 24 ve 25.sınıfların tamamı ile, 35/07 "parakendecilik hizmetleri" yönünden iltibas tehlikesi bulunduğu,
başvurunun emtia listesinde bulunan 35/01-06 sınıf ve alt gruplardaki farklı hizmetler bakımından 8/1-b hükmü uyarınca red ve hükümsüzlük sebebi bulunmadığı, davacının "Vitrin" esas unsurlu markalarının tanınmış marka olmadığı, davalının 97/2440 sayılı VİTRİLİNE ibareli önceki tarihli markasının tescilli olduğu 25/01 sınıf malları için dahi, dava konusu "VİTRİLİNE" başvurusu bakımından kazanılmış hak oluşturmayacağı, basiretli bir tacir gibi davranması beklenen davalının, yeni uyuşmazlıklara sebep olabilecek iltibas ihtimallerinden kaçınması gerektiği,
oysa somut olayda davalı başvurusunun "V" harfine yönelik özel vurgu ve yazım karakteri ile benzer, görsel, işitsel ve genel izlenim olarak davacı markalarına yanaşan bir marka başvurusu tercih ettiği, bu nedenle başvurunun açıkta kötü niyetli bulunduğu ve tümüyle reddi ve tescil edilen markanın hükümsüz kılınması gerektiği, gerekçeleriyle davanın kabulüne, TPE YİDK’nun 2009-M-1357 sayılı kararının iptaline, 2007/42520 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin ayrı ayrı tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1702, K. 2012/18325, 15 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama