KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1704 E., 2012/9498 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/10/2010 tarih ve 2009/130-2010/238 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin “GÜZEL ANKARA” ibareli marka başvurusuna müvekkiline ait “NUH’UN ANKARA” ibareli markalar gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, itirazın TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusunu yaptığı markanın müvekkiline ait markalar ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK’nın 2009-M-1154 sayılı kararının iptalini ve davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı markadaki GÜZEL ibaresinin ANKARA ibaresini nitelediği, bu nedenle davalı başvurusunun davacıya ait markalar ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, TPE YİDK’nın 2009-M-1154 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava, “GÜZEL ANKARA” ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
556 sayılı KHK'nin 5. maddesine göre bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetinden ayırt edici vasfa sahip olması gereklidir.
Aynı KHK'nin 7/1-(b) bendine göre de, aynı veya ayrı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı/benzer olan markalar bir başkası adına tescil edilemez.
Dairemizin kararlılık gösteren içtihatlarında da belirtildiği üzere, marka hukukunda tescilde öncelik ve teklik ilkesi geçerlidir. Bu ilke uyarınca, 556 sayılı KHK'nin 7. maddesi getirilen istisnai durumlar dışında, sicilde tescilli veya tescili için başvurusu yapılmış bir işaretin, daha sonra marka olarak başkası adına da mükerrer tescili mümkün değildir.
Somut olayda, davacı şirket kendisi adına tescilli “NUH’UN ANKARA” ibareli markaları gerekçe göstererek davalı şirketin “GÜZEL ANKARA” ibareli marka tescil başvurusuna itiraz etmiş, davalı TPE YİDK tarafından markalar arasında iltibas oluşturacak şekilde benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle itiraz reddedilmiştir. Mahkemece, her iki tarafa ait markada “ANKARA” ibaresinin aynen yer aldığı, bunun da markalar arasında iltibasa neden olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Oysa, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; markalarda ayırt edici ve baskın unsurlar unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin göz önüne alınması gerekmektedir.
Bunun için de, işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların birlikte değerlendirilmesi zorunludur. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi taraflara ait markalarda ortak kelime “ANKARA” ibaresi olup, bu kelime markalara tek başına bir ayırt edicilik kazandırmamaktadır. Her iki tarafa ait markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise markalar arasında iltibasa neden olacak şekilde bir benzerlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, davalı şirketin başvurusunu yaptığı “GÜZEL ANKARA” ibareli marka ile davacıya ait “NUH’UN ANKARA” ibareli markalar arasında iltibasa neden olacak şekilde benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1704, K. 2012/9498, 31 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama