KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2053 E., 2012/9504 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
376 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Suluova Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/07/2010 tarih ve 2010/142-2010/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin çalışmış olduğu şirketin almış olduğu iş nedeniyle müvekkilini yurtdışına götürmek istediğini, bunun için pasaportun işveren şirketin İstanbul’daki adresine gönderilmek üzere davalıya teslim ettiğini, ancak davalı tarafından müvekkiline ait pasaportun içinde bulunduğu zarfın alıcısına ulaştırılmadığını ileri sürerek, 15.000,00 TL maddi ve 35.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazı ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Zamanaşımı def’i, alacaklının alacağını borçlunun rızasına aykırı olarak dava yoluyla isteyebilme hakkını ortadan kaldıran kişisel bir savunma sebebidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.'nun 197. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar arasında sayılmadığından yasal cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur. Ancak, cevap süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımının değerlendirilebilmesi için karşı tarafın, savunmanın genişletildiği yolunda itirazda bulunmamış olması şarttır.
Somut olayda davalı vekili yasal cevap süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmamış, 03.06.2010 tarihli dilekçe ile yetki itirazı ile birlikte zamanaşımı definde bulunmuştur. Davacı vekili ise, duruşma öncesi 21.06.2010 tarihli dilekçe ile davalı vekilinin zamanaşımı definin süresinde olmadığını belirterek itiraz etmiştir.
Bu durumda, mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2053, K. 2012/9504, 31 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama