KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2507 E., 2012/9042 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/11/2010 tarih ve 2009/87-2010/224 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Anadolu” ibareli pek çok markasının bulunduğunu, davalının ise “Anadolu Güneşi + şekil” ibaresinin tescili için dava dışı TPE’ne başvurduğunu ve bu ibareyi tescil ettirdiğini, müvekkiline ait markalar ile davalı adına tescilli markanın benzer olup aralarında iltibas ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli “Anadolu Güneşi + şekil” ibareli markanın müvekkiline ait markalar ile benzerliğin tespitine, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait marka ile davacıya ait markalar arasında benzerlik bulunmadığını ve müvekkiline ait markanın esaslı unsurunun “Anadolu” ibaresi olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Anadolu kelimesinin coğrafi bir bölgenin adı olması sebebiyle marka olarak ayırt edici gücünün zayıfladığı ve bu ibarenin kimsenin tekelinde olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu “Anadolu Güneşi + şekil” markası, kelime ve şekil unsurlarından oluşan karma marka niteliğindedir.
Markada yer alan “Anadolu” ibaresi de uyuşmazlık konusu markanın asli unsurlarından bir tanesini oluşturup, tescilli olduğu emtialar bakımından her hangi bir şekilde karakteristik özellik belirten bir ibare vasfında da bulunmadığına göre, markada asli unsur olarak yer almasında 556 Sayılı KHK'nin 7.maddesi anlamında her hangi bir mutlak tescil engeli söz konusu değildir.
Bu durumda, taraf markalarının 556 Sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında iltibasa yol açacak derecede benzer olup olmadıkları hususu değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2507, K. 2012/9042, 28 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama