KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2574 E., 2011/6477 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
598 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kovancılar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/07/2010 gün ve 2010/57-2010/134 sayılı kararı onayan Daire’nin 29.11.2010 gün ve 2010/13537 - 2010/12072 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkilinin Yap-İşlet-Devret modelli sözleşmeyi Imzaladıklarını, sözleşmeye bağlı olarak müvekkilinin sözleşmenin yap kısmını ifa ettiğini, işlet kısmının ise müvekkilince feshedildiğini, taraflar arasındaki sözleşme ve teknik şartnamede “Reçete” konusunun aynen “müteahhit marifeti ile üretilen roş cevher, jig roş cevher ve briket cevherlerin her birisinin ayrı ayrı ve bu üç maddenin karışımının fiziksel, kimyasal (tenör, mukavemet, aşınma dayanımı, tane boyutu,
nem ve toz oranı) v.s. özelliklerinin ve aylık program üretim miktarlarının tonajlarının önceden kontrol teşkilatı tarafından her ay yeniden belirlenerek müteahide verilen ve müteahidin mutlak surette uymak zorunda olduğu belge “olarak tanımlandığını, yine sözleşme ve şartname hükmü gereğince” her ay müteahhide kontrol teşkilatı tarafından verilecek bu reçetenin sözleşme ve eklerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, müvekkilinin çalışmalarına başladığı,
1999 yılı Kasım ayı itibariyle davalının kendi bünyesinden oluşturduğu teknik bir heyet vasıtasıyla adı geçen tesiste yapılabilecek ve uygulanabilecek gerçekçi tozlanma oranı ve karışım tenörlerinin tespit edilerek bu değerlerin reçeteye yerleştirildiğini ve çalışma süresinde uygulamanın bu yönde devam ettiğini, ancak, davalı kurumdaki yönetim değişikliği ile birlikte, yeni yönetim tarafından oluşturulan teknik kadronun yeni yöneticilerin güdümü ile reçetelerdeki tozlanma ve tenör değerlerini değiştirdiğini, bu değerlerin hiçbir deney ve gözleme dayanmadığını,
oysaki önceden belirlenen karışım oranları ve tenörlerin müvekkili açısından kazanılmış hak oluşturduğunu, davalının belirlediği oranların tutturulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketten (toz oranı cezası, karışım oranı cezası ve karışım tenör cezası) olarak kesilen 99.880 USD'nın davalıdan talep edilmesine rağmen ödenmediğini belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, toz oranı cezası olarak kesilen alacaktan (750) USD, karışım tenör cezası olarak kesilen alacaktan (200) USD’nin ve karışım oranı cezası olarak kesilen alacaktan (50) USD olmak üzere toplam (1000) USD’nın faiziyle ve KDV’si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davasında ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toz oranı cezası olarak kesilen (75.592,06) USD,
tenör cezası olarak kesilen (7175,4) USD'nın toplamı olan (82.767,46) USD’nin % 18 KDV’si olan (14.898,14) USD ve asıl alacağın temerrüt tarihinden dava tarihine kadar işlemiş olan (16.182,73) USD faizinin, asıl alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davaya cevabında müvekkilince yapılan işlemin tamamen sözleşmeye uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabülüyle (950,00) USD ve % 18 KDV’si olan (171,00) USD olmak üzere toplam (1121,00) USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, bakiye talebin reddine, birleşen davanın kabulü ile toplam (113.848,33) USD’nin asıl alacak tutarı olan (82.767,46) USD’ye birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın ise kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2574, K. 2011/6477, 27 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama