KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/285 E., 2012/8369 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/05/2010 tarih ve 2008/149-2010/146 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı.vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/05/20212 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket temsilcileri tarafından parasını istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği vaadiyle davalılara 20.000 DEM verdiğini, davalıların yasalara aykırı şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini ileri sürerek, 17.834,88 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının davalı şirketin ortağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, parasını yurtdışında bulunan dava dışı şirkete yatırdığı gerekçesiyle, husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece davacının dayandığı belgeye göre paranın dava dışı Yimpas Verwltungs Gmbh’ye yatırıldığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davacı vekili, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek,
yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Şu halde, mahkemece, davanın yukarıda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, tercümesinin yaptırılması, gerekirse dava dışı yabancı uyruklu şirket hakkında da dava açması için davacıya önel verilerek bu davanın sonucuna göre tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediği,
söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilip öncelikle davacı ile dava dışı yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, bu yolda açılacak davanın davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun,
ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması,
bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/285, K. 2012/8369, 18 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama