KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3244 E., 2012/10302 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28/12/2010 tarih ve 2010/408-2010/461 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 233 sayılı KHK hükümlerine tabi İDT, davalının ise sermayesinin % 99'u müvekkiline ait bir şirket olduğunu, 13.08.2003 tarihli ÖYK kararı ile bağlı ortaklık ilişkisinin sona erdirildiğini, davalının ÖİB'na devri üzerine istenen mutabakat nedeniyle yapılan hesaplaşma ve mahsup sonucunda müvekkilinin davalıdan 108.955.361,18 TL alacaklı olduğunun kesinleştiğini, 5664 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca müvekkilinin Hazine'ye olan 100.514.375,90 TL borcunun davalıdan olan alacağına mahsup işlemi yapıldığını,
özelleştirme sonrasında bir süre daha devam eden ticari ilişki nedeniyle doğan davalı alacağı mahsup edildiğinde 06.12.2004 tarihi itibariyle davalının 4.699.038,61 TL bakiye borcu kaldığını ileri sürerek, şimdilik bu meblağın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiş, karşı dava açarak 23.12.2004 itibariyle 3.741.946,63 TL alacağın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Karşı davalı vekili, 13.08.2003 sonrası devam eden ticari ilişki nedeniyle davacının karşı dava konusu alacağının mahsup edildiğini, bakiye kısmın tahsili için asıl davanın açıldığını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizce, asıl dava reddedildiğinden, davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, uyulan bozma ilamı uyarınca karar verilmiştir.
Kararı, davacı karşı davalı vekili temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3244, K. 2012/10302, 12 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama