KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3251 E., 2012/9076 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.10.2010 tarih ve 2008/271-2010/2674 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde sigortalı, Mega Center Alışveriş Merkezinde bulunan işyerinde su hasarı meydana geldiğini, davalının zarardan sorumlu olduğunu, sigortalıya 28.07.2007 tarihinde ödeme yapıldığını ileri sürerek, şimdilik 5.117 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alışveriş merkezinin tahliye logarını şehir kanalizasyon şebekesine bağlayan bölümde meydana gelen tıkanıklık nedeniyle tahliye logarının taşması sonucu pis suların sigortalı işyerinde bulunan halılara zarar verdiği, hasarın 4.254 TL olarak hesaplandığı, davalının, hasarın meydana gelmesinde sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.254 TL'nin 28.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12 nci ve 13 ncü, Tüzüğün ise 17 nci ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere tebligatın yetkili mümessillerinden birine, bunların her hangi bir nedenle mutad iş saatlerinde işyerinde bulunamamaları ya da o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde görev itibariyle tüzel kişinin bu kişilerden sonra gelen yetkili memur veya müstahdemine veya evrak memuru gibi esasen bu işlerle görevli bir kişiye, bunların da bulunamaması halinde bu hususun mazbatada belirtilmesi koşuluyla tebligatın tüzel kişinin orada hazır bulunan diğer memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir.
Tebligat parçasında tüzel kişiyi temsile yetkili olan kişinin bulunamadığı tespit edilmeden ve bu husus tebligat parçasında belirtilmeden doğrudan daimi çalışana tebligat yapılması doğru değildir.
Aynı Yasa'nın 20. maddesinde, anılan 12 nci ve 13 ncü maddelere atıf yapılarak, kendisine tebligat yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğinin belirtilmesi halinde, bu keyfiyet ve beyanda bulunanın hüviyetinin tebliğ mazbatasına yazılarak altının beyan yapan tarafından imzalanması zorunluluğu getirilmiştir.
Somut olayda, davalı ... temsile yetkili kişinin o sırada tebligatı bizzat alamayacak durumda olduğu veya iş yerinde olmadığı tespit edilmeden ve bu durum tebligat parçasına dercedilmeden, şirketin daimi işçisine doğrudan tebligat yapılmıştır.
Anayasa'nın 36. ve HUMK. nun 73. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, mümeyyiz davalı bakımından taraf teşkili tamamlanmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3251, K. 2012/9076, 28 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama