KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3309 E., 2012/9820 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
462 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/12/2010 tarih ve 2009/61-2010/339 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin, 1997 yılında kurulan ve telefonlar, akıllı telefonlar, kişisel digital asistanlar (PDA) gibi ürünlerin üretimi, tasarımı, pazarlanması, bakım tamir ve danışmanlığı gibi hizmetler sağlayan sektöründe on yılı aşkın süredir faaliyet gösteren, dünya çapında bilinen Çin menşeli bir firma olduğunu, müvekkilinin “htc touch” ibareli 2007/28310 sayılı marka başvurusunun, davalı şirketin, 2005 23603 sayılı “Şekil HTC” markasını gerekçe göstererek yaptığı itiraz üzerine TPE YİDK’nın 2008-M-6906 sayılı kararı ile reddedildiğini,
müvekkili markası ile redde dayanak olan marka arasında bir benzerlik bulunmadığını ve karıştırılma ihtimalinin de olmadığını, müvekkili markasının esaslı unsurunun bir bütün olarak “htc touch” ibaresinden oluştuğunu, davalı şirket markasının esaslı unsurunu ise şekil oluşturduğunu, müvekkilinin marka başvurusu kapsamında yer alan malların alıcı kitlesinin bilinçli tüketici olduğunu, tüketicinin bu tür ürünlerde seçici ve dikkatli davranacağını, müvekkilinin “htc touch” markasının Paris sözleşmesi ile 556 sayılı KHK’nın 7/i ve 8/4 maddeleri anlamında tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin marka kullanımının,
davalı şirket marka tescilinden daha eski tarihe dayandığını, İstanbul 1. FSHHM’nin 2007/303 E., 2008/334 K. sayılı kararına konu olan ve müvekkilinin başvurusunun reddine gerekçe gösterilen marka sahibi tarafından müvekkiline karşı açılan maddi manevi tazminat istemli davada, müvekkilin markasının tanınmışlığına ve müvekkilinin marka başvurusunun reddine gerekçe gösterilen davalı marka tescilinin kötü niyetli olduğuna karar verildiğini ileri sürerek YİDK’nın 2008-M-6906 numaralı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili,müvekkilinin markası ile davacının başvurusunun ayırt edilemeyecek derece benzer olduğu, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2007/28310 sayılı marka başvurusunun davacının 2005 23603 sayılı markası ile benzer olduğu, davacı başvurusu kapsamında yer alan tüm malların, davalının markası kapsamında yer alan mallar ile aynı/benzer olduğu, davacı başvurusunun ilişkin olduğu tüm mallar açısından 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas tehlikesi oluştuğu,davacı markasının tanınmış marka olup olmamasının varılan sonuç üzerinde etki doğurmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı,davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3309, K. 2012/9820, 6 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama