KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3683 E., 2012/21611 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/12/2010 tarih ve 2007/228-2010/515 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada, müvekkili şirketin “EMIDIO TUCCI” ibaresinin 3,18 ve 25. sınıflarda marka olarak tescili için davalı kuruma yaptığı başvurunun, davalı şirketin kendisine ait bulunan “EMILIO PUCCI” markasına dayalı itirazı üzerine reddedildiğini, oysa müvekkilinin marka olarak tescil ettirmek istediği ibarenin kişi adı ve İspanya'da iyi bilinen bir marka olduğunu, ayrıca aynı ibarenin birçok ülkede müvekkili adına tescilli bulunduğunu, redde dayanak marka ile müvekkilinin markasının tanınmış marka olmaları nedeniyle iltibas tehlikesinin olmadığını, tescil konusu ibarenin kullanımla ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek,
TPE YİDK'nun 2007-M-3063 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise aynı ibarenin 14. sınıfta tescili için yapılan başvurunun da reddedildiğini belirterek YİDK'nun 2008-M-4754 sayılı kararının da iptalini istemiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum kararlarının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, başvuru konusu ibare ile müvekkili markası arasında benzerlik bulunduğunu, ayrıca davacı tarafça da kabul edildiği üzere müvekkiline ait markanın tanınmış olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında orta düzeyde sesçil ve görsel benzerlik bulunduğu, markaların tescil kapsamlarının 18. ve 25. sınıf mallar yönünden aynı, 3. ve 14. sınıf mallar yönünden ise farklı olduğu, davalı markasının tanınmış olduğunun kanıtlanamaması karşısında farklı sınıflar yönünden başvurunun reddine ilişkin YİDK kararının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 03/1,2,5,6,7 sınıf mallar yönünden YİDK'nun 2007-M-3063 sayılı kararının iptaline, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, asıl ve birleşen davalar TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Zira dosyaya sunulan 11.03.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda, taraf markalarının kapsamlarında bulunan mal ve hizmetlerin 03.01. nolu alt sınıfta bulunan "Ağartma müstahzarları ve çamaşırda kullanılan diğer maddeler; temizleme, cilalama, ovalama ve aşındırma müstahzarları" dışında benzer oldukları açıklanmış, aynı bilirkişiden alınan 18.06.2010 tarihli ek raporda ise, ilk raporda belirtilen görüş ve kanaatler tekrar edilmiştir.
Bu bilirkişi raporu ve ek rapora itibar edilmeyerek alınan 03.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda ise, 03/01,02,05,06 ve 07 nolu sınıflar ile 14. sınıf yönünden marka kapsamlarının benzemediği açıklanmış olup mahkemece de bu rapora dayalı olarak hüküm kurulmuştur.
Ancak, taraf markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerin benzeyip benzemediğinin tespiti teknik bilgiyi gerektirdiğinden ve bu konuda alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğundan mahkemece oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3683, K. 2012/21611, 26 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama