KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3717 E., 2012/10152 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/12/2010 tarih ve 2010/22-2010/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Mudo markasının, 1974 yılından bu yana tescilli olup, bu markayı kullanma hakkının sadece müvekkiline ait olduğunu, markanın Türk Patent Ofisince de tanınmış marka olarak kabul ve tescil edildiğini, ancak davalı şirketin, Mudo markasını ticaret unvanı olarak kullandığını, tabelalarında, reklamlarında ve makbuzlarında bu ismi bulundurduğunu, markanın yazılış biçimi ve harflerinin de aynı olduğunu, davalıya bu tecavüze son vermesinin ihtar edildiğini, ancak davalının, Mudo ismini şirket unvanı olarak kullanmada haklı olduğunu bildirdiğini ileri sürerek,
Mudo markasının davalı tarafından şirket unvanı olarak kullanımının men'ine ve her türlü Mudo isminin kullanıldığı tabela, matbuat ve resmi kayıtlar ile Ticaret Sicili ve bağlı bulunduğu Bakanlıklardaki kayıtlardan terkinine, Mudo isimli malzeme ve ürünlerin toplatılarak imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin, 31.12.1997 tarihinde kurulduğunu ve davacı şirket ile iştigal sahasının aynı olmadığını, müvekkilinin emlak alım satımı, kiralama ve emlak komisyonculuğu işlerini yaptığını, tarafların ticaret unvanlarının ve şirket türlerinin benzer olmadığını, müvekkilinin haksız rekabet oluşturacak şekilde unvan kullanmadığını, Mudo markasının tanınmışlık düzeyinin muğlak olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, tescil ve kullanımı halen devam ettiğinden davalının zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiş, davacının ticaret unvanının ve markasının tanınmış statüde olduğu, davacının anılan ibare üzerinde üstün ve öncelikli hak sahipliği bulunduğu, davalının ticaret unvanının terkini koşullarının mevcut olduğu, davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının ticaret unvanının terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, ticaret unvanına tecavüz nedeniyle davalıya ait ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının, kendisine ait Mudo markasının, davalı tarafından ticaret unvanı olarak kullanıldığını 2010 yılında öğrendiği, daha öncesinde de bu konuda bilgisi bulunmadığından, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiş ise de, Ltd. Şti. olarak kurulan davalı şirketin unvanı, ticaret siciline 31.12.1997 tarihinde tescil edilmiş ve Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilanı yapılmış, eldeki dava ise 01.02.2010 tarihinde açılmıştır. TTK'nun 20. ve 38. maddeleri uyarınca davacının bu ilandan haberdar olmadığının kabulü mümkün değildir.
TTK’nun 43/2 maddesi uyarınca, davalının iltibası önleyici ibareler taşıyan ticaret unvanı alması gerekirse de, dava konusu olayda olduğu gibi davacının ilan nedeniyle bilmek durumunda olduğu bu hususa karşı uzun süre sessiz kalması nedeniyle mahkemece hak kaybına uğradığı kabul edilerek MK.'nun 2. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabul hükmü kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, dava dilekçesinde davalı unvanındaki Mudo ibaresinin terkinine karar verilmesi istenmişken talep aşılması suretiyle unvanın tamamının terkinine karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3717, K. 2012/10152, 8 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama