KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3894 E., 2012/10575 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.12.2010 tarih ve 2010/125-2010/255 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 33. sınıf ürünleri içeren “1967” rakamından ibaret 2009/16721 sayılı marka tescil başvurusunun Markalar Dairesi tarafından ayırt edici olmadığı ve vasıf bildirdiği gerekçesiyle 556 sayılı KHK'nin 7/ (a) ve (c) bendi hükümleri uyarınca reddedildiğini, anılan karara karşı yaptıkları itirazın YİDK'nın 2010/M-1562 sayılı kararıyla reddedildiğini, söz konusu işaret vasıf belirtmeyip ayırt edicilik vasfının da olduğunu, uzun süredir kullanılmakta olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tescili talep edilen işaretin alkollü içecekler emtialarını içerdiğini, bunlar için üretim yılının ürüne ilişkin önemli bir bilgi olduğunu, bazı alkollü içkilerin yıllandırılması ve olgunlaştırılması gerekli olduğu için üretim yılının ürünün vasfını ve kalitesini gösteren bir unsur olarak kabul edildiğini, bu bakımdan başvuruya konu 1967 rakamının tescili talep edilen alkollü içkiler için kullanılması durumunda marka algısı yaratmayacağını, tüketiciler tarafından ürünün özelliği olarak algılanabileceğini, bu bakımdan ayırt ediciliği haiz olmadığını ve tasviri nitelikte olduğunu, marka olarak tescilinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 556 sayılı KHK’nin 5. maddesi uyarınca bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla her türlü işaretin marka olabileceği, kanuni tanımın işaret ve işaretin ayırt edici nitelik taşıması şeklinde iki unsurdan oluştuğu, kelimeler gibi "sayılar"ın da marka olabilme vasfı bulunduğu, mülga 551 sayılı Markalar Kanunu'nun sayıların marka olamayacağına ilişkin kısıtlamasının 556 sayılı KHK'da bulunmadığı,
başvuru konusu "1967" biçim ve ibaresinden oluşan işarete bütün olarak bakıldığında kullanılacağı 33. sınıftaki biralar hariç alkollü içecekler için marka olarak tescilinin mümkün bulunduğu, "1967" rakamından müteşekkil işaretin davacı adına tescilinin 33. sınıftaki biralar hariç alkollü içeceklerin ticaretini yapan diğer kişiler için rekabeti haksız biçimde sınırlandırmayacağı, 33. sınıf ürünlerin doğrudan doğruya ve derhal bir niteliğini, cinsini ve çeşidini belirtmediği, "1967" ibaresinin 33.sınıftaki biralar hariç alkollü içecekleri hem simgesel ve hem de işletmesel kökenini ifadeye soyut olarak elverişli olduğu,
alıcı tanımasa da belirtilen hizmetleri marka sahibine bağlamakta ve hizmetlerin başvurucu tarafından sunulduğunu yararlanıcısına anlatmakta yeterli bulunduğu, tescili istenen işaretin, sunulan hizmetlerin kaynağını gösterebilmesi sebebiyle ayırt ediciliği haiz olduğu, 33. sınıftaki biralar hariç alkollü içeceklerin adına, cinsine, vasfına veya tanımına uzak olması sebebiyle onları ortalama yararlanıcıları nezdinde ayırt etmeyi sağladığı, uzun yıllardan bu yana davacının 33. sınıftaki bir kısım ürünlerini "1967" biçim ve ibaresinden oluşan işaret ile tanıttığı, işareti kendisine bağladığı,
ticari hayatta "1967" biçim ve ibaresinden müteşekkil işareti taşıyan işletmesi ile bilindiği, kullanımla ayırt edicilik kazandığı, ürünlerin satışa arzedildiği sırada üzerlerinde markaları veya tanıtım işaretleri dışında üretim yıllarının ve üretim izinlerinin ayrıca son kullanım tarihlerinin gösterilmesinin gıda mevzuatı ile zorunlu tutulması karşısında ürünün markası olarak kullanılacak 1967 rakamının alkollü içkilerin alıcıları tarafından ürünün üretim yılını gösteren bir unsur olarak algılanmasının gerçekçi bir yaklaşım olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne TPE YİDK'nın 2010/M-1562 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3894, K. 2012/10575, 14 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama