KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3899 E., 2012/4842 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2012
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi tavzih isteyen davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosya okundu, gereği görüşüldü:
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre istem usulün 455 ve onu izleyen maddeleri hükmün de tanımlamasını bulan tavzih talebine ilişkindir.
Konuyu düzenleyen usul hükümlerinde hangi konuların tavzih edilebileceği duraksamasız açıklanmıştır.
Mahkemece ...'ın talebinin tavzih şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Kadastro sırasında 337 ada 84 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydına dayanılarak tespit edilmiştir. Tavzih talebinde bulunan ... tespitten sonra 25.5.1979 tarihli satışla 6256/68340 pay sahibi olmuştur. 1989 tarihinde 2981 sayılı yasanın 10.maddesi gereğince kadastro çalışması yapılmış, şahısların payları nazara alınarak kadastro tutanakları tanzim edilmiştir.
Daha sonra 3194 sayılı yasanın 18.maddesi hükmü gereğince imar uygulaması yapılmış buna göre tapu kayıtları oluşmuş, bir kısım tapu kayıtlarında davalı ibaresi yazılmıştır.
2981 sayılı yasanın amacı; üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş paylı veya özel parselasyona dayalı arsa ve arazilerde kişilerin pay miktarları ve fiili kullanma durumları dikkate alınarak kadastro yasası hükümlerine göre hak sahiplerini tespit veya yeniden tayin etmek binalı ve binasız arsa ve arazileri gerektiğinde birleştirmek veya bunları yeniden ada ve parsellere ayırmak, yapıları yeni ada ve parsel içinde kalanları yapı sahiplerine yapı olmayanları diğer pay sahiplerine bağımsız veya kat mülkiyeti esaslarına göre vermektir.
Yasada ayrıca tescil işlemi dışında kalanlar yararına yasal ipotek tesis edilebileceği ve tüm bu işlemler nedeniyle azami %35 oranında düzenleme ortaklık payı alınabileceği hususları da düzenlenmiştir.
Somut olayda; tavzihe konu olan Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Aksaray Kadastro Mahkemesinin 2004/4-2005/12 E.K sayılı ilamında 337 ada 84 parsel sayılı taşınmazda son olarak 3194 sayılı Yasaya göre oluşan tapu kayıtlarının malik hanelerinde yazılı davalı ibaresinin tescil yoluyla giderilmesi istenmiş, 337 ada 84 parsel sayılı taşınmaz kapsamında kalan 2981 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan 1547 ve 1450 adalara ait bir kısım taşınmazların 3194'teki karşılıkları da belirlenerek tescil hükmü oluşturulmuştur.
Tavzih talebinde bulunan ... adına herhangi bir yer tespitinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Dosya içinde bulunan uzman bilirkişi Selahattin Ulubaş tarafından düzenlenen 2.5.1996 tarihli raporda 1547 ada 39,40 ve 41 parsellerin 6256/68340 paya karşılık ...'a ait olduğu belirtilmektedir. Ancak 1547 ada 39,40 ve 41 parsel sayılı taşınmazlara ait 2981 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan kadastro tutanak asılları dosyada bulunmamaktadır. Öte yandan talepte bulunan 3194 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan 2584 ada 1 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar hakkında hüküm kurulmadığını öne sürmüştür. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden 337 ada 84 parsel sayılı taşınmaz içinde 2981 ve daha sonra 3194'e göre oluşan bir kısım taşınmazlar hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır. Bu husus kamu düzeninine ilişkin olduğundan tavzih yoluyla bu durumun giderilmesi mümkündür.
Hal böyle; olunca talepte bulunan ... adına 337 ada 84 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı payına karşılık 2981 sayılı Yasa kapsamındaki 1547 ada 39,40 ve 41 parsel sayılı taşınmazların oluşup oluşmadığının tespiti, bu taşınmazların 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi gereğince yapılan uygulamada ...'ın öne sürdüğü gibi 2584 ada 1 ve 11 parsel sayılı taşınmazlara karşılık gelip gelmediğinin fen bilirkişisinden temin edilecek raporla belirlenmesi, şartlar oluştuğu taktirde adına tescil hükmü kurulması gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3899, K. 2012/4842, 21 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama