KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4034 E., 2012/10217 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
657 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2010 tarih ve 2008/974-2010/1122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesindeki hesabında bulunan 11.300 TL'nin, hesabın vadesi bozularak bilgisi ve rızası dışında ... adına açılmış hesaba aktarıldığını, yeterli güvenlik tedbirlerini almayan davalı bankanan kusurlu olduğunu, diğer davalının ise müvekkilinin sahibi olduğu SIM kartının, numarası kopyalanmak suretiyle oluşturulan yedek kartını sahte kimlik belgeleriyle AVEA'ya başvuran şahıslara vererek müvekkilinin kartını bilgisi dışında iptal ettiğini, tek kullanımlık şifrenin kopya karta gönderilmesi üzerine söz konusu işlemin gerçekleştirildiğini ileri sürerek, 11.300 TL'nin 21.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının zararının kendi kusurundan kaynaklandığını savunmuştur.
Davalı şirket vekili, husumet itirazında bulunmuş, olayda davacı ve davalı bankanın ağır kusurlarının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın web sitesinde duyurduğu internet bankacılığına ilişkin uyarıları yazılı olarak davacıya bildirmemek, davalı şirketin ise simkart değişikliğine onay verirken davacının telefonunun çalışıp çalışmadığını kontrol etmemek suretiyle kusurlu oldukları, AVEA'nın taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal ettiği, bankanın ise hesabın vadesinin bozulmasına rağmen davacıya gerekli uyarıyı yapmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 11.300 TL alacağın 21.10.2008 tarihinden itibaren değişen oranda avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı Avea İletişim Hizmetleri A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde usulsüz işlemin gerçekleşmesinde davalı Avea A.Ş’nin kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, davacı ile bu davalı arasında internet bankacılığı ile ilgili bir sözleşme olmadığı gibi, dava konusu iddia edilen zarar aslında diğer davalı bankanın zararıdır. Davacının alacağı, davalı banka açısından aynen devam etmektedir.
Davacı talebini, akidi davalı bankaya yöneltmelidir. Şayet usulsüz işlemde davalı Avea A.Ş’nin bir kusuru mevcut ise, bu hususu ileri sürme hakkı mevduatı saklamakla yükümlü zarar gören davalı bankaya aittir. Bu durum karşısında, davacının açtığı davada davalı Avea A.Ş’ye husumet düşmeyeceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın anılan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4034, K. 2012/10217, 11 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama