KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4344 E., 2012/10926 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
620 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.12.2010 tarih ve 2009/41-2010/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “Libas” markasının 1969 yılından beri müvekkili tarafından kullanıldığını, davalı ...'ın ise “www.libasbebe.com.tr” ibaresini 25. ve 35. sınıflarda tescil ettirmek için diğer davalı kuruma müracaat ettiğini, bu müracaata müvekkili tarafından yapılan itirazın davalı kurumca reddedildiğini, ancak bu kararın doğru olmadığını,
davalı gerçek kişi adına daha önce tescil edilmiş bulunan “libasbebe” markasının hükümsüz sayılması için müvekkilince açılmış dava ile yine davalının bu markanın ayırt edici unsuru olan “Libas” ibaresini tescil edilmemiş olduğu sınıfta kullanmasından dolayı açılan markaya tecavüz ve haksız rekabet davasının derdest olduğunu, bu davaların sonucunun beklenilmesinin gerektiğini, davalı ...'nın kötüniyetli olarak marka tescil başvurusu yaptığını, ayrıca müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğu gözetildiğinde iltibas tehlikesinin de bulunduğunu ileri sürerek,
davalı TPE YİDK'nun 2008-M-6038 sayılı kararının iptaline, tescil edilen davalı markasının hükümsüzlüğüne, davalı ...'nın fiillerinin, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurumun derdest bir davanın sonucunu beklemesinin belirsizliğe ve kaosa neden olacağını, Enstitü'nün kararın verildiği tarihteki koşulları dikkate alarak karar verdiğini, bu nedenle müvekkili kurumun aldığı kararın usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin “Libasbebe” markasını 1983 yılında tescil ettirdiğini, davaya konu marka başvurusunun da yeni oluşturulan mal ve hizmet sınıflarına uyum amacıyla yapıldığını, bu başvurunun sonuçlanması için dava dilekçesinde belirtilen davaların sonuçlanmasının beklenilmesine gerek olmadığını, markalar arasında karıştırma ihtimali bulunmadığı gibi davacı markasının tanınmış marka olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli “libas” markası ile dava konusu başvuru arasında 556 Sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, aynı KHK'nin 8/1-b maddesi yönünden yapılan değerlendirmede ise taraf markalarının bir bütün olarak bıraktıkları görsel izlenim, söyleniş ve anlamları karşılaştırıldığında birbirinden kısmen farklı olmakla birlikte, dava konusu marka bir alan adını çağrıştırdığından, dava konusu markanın davacının “libas” ibareli markası ile ilişkilendirilerek,
alan adının davacıya ait olacağı düşüncesi ile halk tarafından karıştırılma ihtimalinin mümkün olabileceği, ancak davacı markasının kapsadığı hizmetler ile dava konusu markanın kapsadığı malların, farklı ihtiyaçları karşıladıkları ve hedef müşteri kitlelerinin tamamen farklı olduğu, hizmet ve malların benzer olmaması nedeniyle taraf markalarının 556 Sayılı KHK.md.
8/1-b anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalı ...’ın 1983 tarihinden itibaren “Libas” ibaresini işletme adı olarak kullandığı, “Libas Bebe” ibareli markanın 1983 tarihinden beri koruma altına alındığı, dava konusu itiraza dayanak davacı markasının ise 16/01/1997 tarihinden itibaren tescilli bulunduğu ve “libas” ibaresi üzerindeki haklara ilişkin olarak davacı tarafından davalıya karşı açılan ilk dava tarihinin 23/08/2006 olduğu,
“libas” esas unsurlu ticaret unvanı, ticari işletme adı ve markaların taraflarca, ihtilafsız olarak ilk uyuşmazlık tarihine kadar kullanıldığı dikkate alındığında, davacının davalının kötü niyetle marka başvurusu yapmış olduğu iddiasının ispatlanamadığı, TPE YİDK'nun karar tarihindeki mevcut delillere göre karar verdiğinden neticelenmemiş davaların sonucunun beklenmesi yönündeki iddianın da yerinde bulunmadığı, kaldı ki bahsedilen davaların nitelikleri gözetildiğinde iptali istenen kararın sonucunu etkilemelerinin söz konusu olmadığı,
marka başvurusunda bulunulmasının tek başına haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4344, K. 2012/10926, 26 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama