KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4783 E., 2012/11986 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.11.2010 tarih ve 2009/8-2010/644 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Kalabak markasının müvekkili tarafından 1930’ lu yıllardan bu yana kullanıldığını, markanın zaman içinde ayırt edici özelliğe kavuştuğunu, Eskişehir’ in vazgeçilmez bir su markası haline geldiğini, müvekkili tarafından 05/07/2000, 23/10/2002 ve 16/06/2005 yıllarında tescillendiği ancak davalı tarafından Sarıoğlukalabak markasının 30/12/2003 tarihinde tescillendiğini ve bu şekliyle müvekkilinin kalabak markasını kullandığını iddia ederek davalının adına yapılan 2003/36694 numaralı tescil kaydının iptali ile terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın markanın tescil işleminden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerektiğini ayrıca Kalabak isminin coğrafi isim olması sebebiyle tek başına tescil edilemeyeceğini, iki marka arasında farklılıklar bulunduğu için karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, kalabak ibaresinin davacı adına 06/02/2002 tarihinde 32 ve 40. Sınıflar itibariyle tescil edildiği, keza 2. tescilin de 16/06/2004 tarihinde gerçekleştiği ve bilahare davalıya ait şekil+sarıoğlukalabak ibareli markanın 14/04/2005 tarihinde tescil edildiği, markalar itibariyle yapılan değerlendirmede esas unsurun kalabak ibaresi olduğu, bu ibarenin davacı tarafından dağıtımı yapılan suyun alındığı köyün isminden kaynaklandığı, davacının faaliyetleri sonucunda bu markanın bilinirlik kazandığı ancak bu ibarenin herhangi bir vasıf bildirmediği,
davacının ürüne bu ismi vermesi ve bu isimle anılır olması ile birlikte bu isimde bilinirlik kazandığı, kalabak ibaresinin toplumdaki bilinirliğinin davacı idareye ait bir marka olmasından kaynaklandığı, davacı tarafından ayırt edicilik niteliğine kavuştuğu, davalı tarafından tescil ettirilen marka itibariyle mal ve hizmetlerin aynı olduğu benzerlik bulunduğu,
bu durumun iltibas tehlikesi oluşturduğu ayrıca tarafların markalarını gören ortalama tüketicinin, markaların aynı firmaya ait seri markalar olduğunu düşünmesi ihtimalinin bulunduğu ve böylece 556 Sayılı KHK nın 8/1-b anlamında markalar arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalıya ait markanın iptaline ve TPE Markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4783, K. 2012/11986, 4 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama