KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4994 E., 2012/10898 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/11/2010 tarih ve 2005/419-2010/669 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafın, Aygaz Tüplügaz Bayiliğini yürütmekte iken yapılan delil tespiti neticesinde müvekkilinin onayı ve bilgisi olmadan bayiliği ilişkin işyerini terkederek işyerini başka bir adrese naklettiğinin, terkettiği işyerinde halen Milangaz bayiliği yapan şahsın faaliyet göstermekte olduğunun, Aygaz bayi telefonu olarak kullanılmakta olan telefonların dahi Milangaz bayisine terkedildiğinin tespit edildiğini, davalının bu fiillerinin taraflar arasındaki bayilik sözleşmesini ve buna bağlı taahhütname hükümlerini açık şekilde ihlal etmesi nedeniyle bayilik sözleşmesinin feshedildiğini,
sözleşme eki taahhütnemede abonelere yönelik kullanılan ve maruf hale gelen telefonların başka amaçla ya da başka LPG dağıtım firması tarafından kullanılmayacağını, aksi takdirde müvekkili şirkete 200.000 Euro karşılığı cezai şart ödeneceğinin taahhüt edildiğini ileri sürerek, 200.000 Euro karşılığı 322.740 TL ve kâr mahrumiyeti olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50.000 TL olmak üzere toplam 372.740 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işyerini kiraya veren kişi ile yaşanan uyuşmazlık nedeniyle müvekkilinin işyerini tahliye etmek zorunda kaldığını, durumun noter aracılığı ile karşı tarafa bildirildiğini, bu nedenle davacının onayı ve bilgisi olmadığının doğru olmadığını, dava konusu telefon numaralarının müvekkili adına kayıtlı olmaması nedeniyle yeni adrese nakledilemediğini, davacı müvekkilinin bayiliğinin kapandığını ve telefonların değiştiğini duyurduğundan ve abonelerin diğer bayilere kaydırılma imkanı bulunduğundan kâr mahrumiyeti talebinin haklı olmadığını, cezai şart talebinin de fahiş olduğunu savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı işyeri adresini değiştirdiğini noter vasıtasıyla davacıya bildirmiş ise de, bu bildirim henüz davacıya ulaşmadan davacı tarafından yaptırılan tespitle davalının işyeri adresini terk etmiş olduğunun belirlendiği, davalının bu hareket tarzı nedeniyle o bölgede zor durumda kalan davacının fesih iradesi göstermekte haklı olduğu, telefon aboneliklerinin davalı adına kayıtlı olmamasının sözleşmenin 10/d maddesi uyarınca sözleşmenin ihlali niteliğinde bulunduğu,
davacının bayisi iken kullanılan telefonların işyerinde bırakılması ve bu numaralarla rakip firmaya ait tüp satışlarınn devam ettirilmesinin de sözleşmeyi açık şekilde ihlal ettiği, sözleşmede tek taraflı fesih halinde kâr mahrumiyeti ödenmesinin düzenlendiği,
davalının sermaye şirketi olmayıp gerçek kişi olarak tüp bayiliği yaptığı, tacir sıfatını haiz borçlu cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de cezai şart miktarının borçunun iktisaden mahfıva sebep olacak derecede yüksek olduğu hallerde cezai şarttan indirim yapılabileceği, cezai şarttan indirim yapıldığını halde reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,
50.000 Euro cezai şart karşılığı 80.445 TL ile 27.500 TL kâr mahrumiyeti olmak üzere toplam 107.945 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4994, K. 2012/10898, 25 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama