KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/504 E., 2012/7206 K.·Birleşen Dava
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Mahkemesi
- Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
432 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.10.2008 tarih ve 2007/522-2008/469 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, asıl ve birleşen dava ile, müvekkili ile davalı arasında akdedilen 11.08.2000 tarihli sözleşme uyarınca, müvekkilinin davalı şirketin Artvin Borçka ve Muratlı Baraj inşaatlarında kullanılmak üzere her türlü emtianın yurda ithalini ve gerekse yurttan ihracatını gerçekleştireceğini, buna göre sözleşmede gümrük müşaviri olarak anılan müvekkilinin davalının gümrük işlemlerini yapmada tam yetkili olduğunu, müvekkilinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirirken davalının 08.02.2002 tarihinde yurt dışından gelen bir TIR eşyanın gümrük işlemlerini başka bir şirkete yaptırdığını,
müvekkilinin ihtarına rağmen dava dışı şirkete gümrük işlemlerini yaptırmaya devam ettiğini, davalının bu şekilde sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilinin bu nedenle zarara uğradığını, ayrıca müvekkilinin yaptığı işlemler nedeniyle hak kazandığı ücret alacağı ve masrafların bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00.-TL. ücret ve masraf alacağı ile, 1.500,00-TL. kâr mahrumiyetinin faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşmede, sözleşme süresi boyunca başka firmalara iş yaptırılamayacağına dair hüküm bulunmadığını, ödemelerin parça başına yapıldığını, davacının yetki belgesini alamadığını, cari hesap bakiyesinin sürekli borç verdiğini ve işlerin yavaş takip edildiğini, yanlış beyanname nedeniyle fazladan KDV ödenmek durumunda kalındığını, hesap mutabakatına cevap verilmediğini, bu nedenlerle, davacının akte aykırı davranışları sonucu başka firmalarla
çalışılmak zorunda kalındığını savunarak davanın reddini talep etmiş, karşı dava olarak da, 1.500,00.-TL. alacağın faizi ile davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili, 16.09.2004 tarihli dilekçesi ve 21.09.2004 tarihli duruşmadaki beyanında karşı davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozmaya uyularak, davalı-karşı davacının defterleri de incelenerek, tarafların defter ve kayıtlarına göre davacı-karşı davalının herhangi bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine, karşı davada feragat nedeniyle verilen red kararı kesinleştiği için bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı-karşı davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/504, K. 2012/7206, 7 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama