KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5100 E., 2012/11080 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
545 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/10/2010 tarih ve 2009/667-2010/481 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Vakıf Bank personeli iken 16/02/2009 tarihinde emekli olduğunu, emekliliği sebebiyle vakıf emeklilik nezdinde personel olması sebebiyle VOHES olarak adlandırılan katkı paylarının kendisine ödenmesini istediğini, müvekkilinin katkı payının 36.750,56 TL olarak hesaplandığını ve hesaba geçmesi için müvekkiline ibraname gönderildiğini, ibranamede 13.462,51 TL'nın kampanya borcu olarak mahsup edildiğini, bakiye 23.298,05 TL'nın müvekkiline ödenmek istendiğini,
müvekkilinin yaptığı bireysel emeklilik satışlarına yönelik promosyon neticesi verilmiş olan komisyonların geri alınmak istenmesinden kaynaklanan bedelin mahsubu sebebiyle müvekkilinin ibranameyi imzalamadığını ve kendisine ödeme yapılmadığını, müvekkilinin ödeme talebini içeren ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğini ileri sürerek, 36.760,56 TL'nın ilk istem tarihi olan 19/03/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının bireysel emeklilik alanında yürüttüğü pazarlama çalışmasına göre tahakkuk ettirilen primlerden genelgeye göre sistemden ayrılan olması halinde % 15 stopaj uygulandığını, 23.298,05 TL'nın 29/06/2009 tarihinde davacının hesabına yatırıldığını, müvekkilinin temerrüdünün söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; banka personeli aracılığı ile gerçekleştirilecek bireysel emeklilik satışları nedeniyle komisyon tutarlarının belirlendiği, bu hususun genelgeler vasıtasıyla çalışanlara bildirildiği buna ilişkin 14/12/2005 tarih 2005/1469 sayılı ilk tebliğe göre komisyon tutarlarının iadesinin talep edileceğine dair bir hükmün bulunmadığı, daha sonra yayımlanan 14/06/2006 tarih 2006/899 sayılı tebliğde ise, poliçelerin sigortalıları tarafından iptal edilmesi halinde ödenen komisyon tutarlarının personelden iadeten talep edileceğinin belirtildiği,
ancak davacı tarafın çalışmalarının bu tebliğin yürürlüğünden önce olduğu, bireysel emeklilik poliçelerinin uzun süreli olması sebebiyle bireysel emeklilikte çalışan personelin iade tehdidi altında çalıştırılmasının doğru olmadığı, yapılan mahsup işleminin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, dava sırasında ödenen 23.298,05 TL için 19/03/2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 23/09/2009 tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, davadan sonra ödenen 23.298,05 TL hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bakiye kalan 13.462,50 TL alacağın 19/03/2009 tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsile karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Ancak, dava konusu alacağın 23.298,05 TL si 29/06/2009 tarihinde davalı tarafından davacının hesabına yatırılmak suretiyle ödendiği halde, mahkemece dava sırasında ödenen 23.298,05 TL için 19/03/2009 tarihinden ödemenin yapıldığı 23/09/2009 tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Alacağın anılan kısmı için ödeme tarihi olan 29/06/2009 tarihine kadar faiz uygulanması gerekirken, 23/09/2009 tarihine kadar faiz uygulanmasına hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5100, K. 2012/11080, 27 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama