KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5119 E., 2011/7612 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
339 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.12.2007 gün ve 2007/91 - 2007/778 sayılı kararı onayan Daire’nin 22.03.2010 gün ve 2010/1313 - 2010/3132 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, taraflar arasında 29.09.2005 tarihinde 553 adet arsayla ilgili olarak protokol imzalandığını ve buna dayalı olarak müvekkilinin 30.04.2006 vadeli bonoyu keşide ettiğini, bono bedelinin makbuzlar ve 27.04.2006 tarih 27462 nolu 131.404,80 TL tutarlı faturadaki tahsil edilmeyen KDV miktarıyla mahsup edilerek ödenmiş olmasına rağmen davalının başlattığı icra takibi üzerine bu bono nedeniyle 29.592,17 TL daha ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, anılan miktarın davalıdan faiziyle istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ileri sürdüğü faturanın davacıyla ilgisinin bulunmadığını, kooperatifin işlerini yapan dava dışı yüklenici şirket tarafından hayali olarak kesilen bir fatura olduğunu, müvekkiline tebliğ edilmediğini ve KDV borcundan mahsup işleminin de yapılmadığını, davacının aidat borcu için verilen bononun ödenmeyen bakiye tutarı için yapılan icra takibinin yasal olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının dava konusu senet tutarını sebepsiz olarak ödediği iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22.03.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 22.03.2010 tarihli kararı davacının ilk vekili ...’a tebliğ edilmiştir. Her ne kadar karar düzeltme isteminde bulunan Avukat ... 18.06.2009 dilekçesi ile tebligatların kendisine yapılmasını talep etmiş ise de, Dairemizin kararının tebliğ edildiği vekil vekaletten azledilmediği gibi vekillikten istifa ettiğine dair de belge bulunmamaktadır. Bu itibarla davacı vekillerinden birine yapılan tebligat geçerli olup, Dairemizin kararı 14.04.2010 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen HUMK'nun 440. Maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 03.03.11 tarihinde davacı vekillerinden biri tarafından verilen karar düzeltme dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5119, K. 2011/7612, 23 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama