KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5121 E., 2012/11695 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2010 tarih ve 2009/33-2010/656 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen dava sonucunda hüküm altına alınan müvekkili alacağı ile ilgili olarak, davalılar hakkında yapılan takibe karşı davalıların takibin iptali davası açtıklarını, bu davada alınan bilirkişi raporunda eksik faiz talep edildiğinin bildirildiğini, eksik kalan faize yönelik olarak davalılar hakkında yapılan takibin itiraz ile durduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazının iptalini ve %40 icra tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, mahkeme ilamının kesinleşmesi sonrası ödemenin yapıldığını ve dosya borcunun kapatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının ilama dayalı yaptığı takiplerde her iki ilama konu alacağı fer'ileriyle birlikte ilk takipte tahsil etmiş olduğu, ilam borçluları arasında müteselsil sorumluluğun bulunduğu, BK.'nun 44 ve 144. maddelerine göre ilk takip dosyasında ilam borcunun tamamıyla ödenmiş olması, diğer borçlular yönünden de alacaklının talep hakkını sonlandırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK.'nun 67'inci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, davacı taraf, sözleşmeye dayalı olarak davalılardan alacaklı olduğunu ve taraflar arasında görülen bir davada alacağın ilama bağlanan alacaktan daha fazla olduğunun anlaşıldığını belirterek bakiye alacağının tahsili amacıyla icra takibine girişmiş ve itiraz üzerine de işbu dava açılmıştır.
Davacı daha önceki dava ve takiplerinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğuna ve BK.'nun 113'üncü maddesinin uygulanmasını gerektirir bir durumun mevcut olduğunun da savunulmadığına göre, davacının varsa bakiye alacağını isteyebileceği nazara alınarak söz konusu ilişki nedeniyle işbu dava tarihi itibariyle davacının talep edebileceği bir alacak bulunup bulunmadığının, hüküm kurmaya ve hükmü izlemeye imkan verecek şekilde bir bilirkişi vasıtasıyla tespit ettirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken hukuki mütalaa mahiyetinde bulunan bilirkişi raporuna dayanarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5121, K. 2012/11695, 2 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama