KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5161 E., 2012/11997 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Soma 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2009 tarih ve 2004/483-2009/432 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı banka arasında üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, 01.09.2004 tarihinde ... adına olan kredi kartları ile 9.250,00TL ve 8.700,00TL olarak iki alışveriş işlemi yapıldığını, davalı banka tarafından hesaba bloke konulduğunu ve alışveriş bedellerinin ödenmediğini, başka müşteriler tarafından yapılan alışverişlerden dolayı sadece 400,00TL ödendiğini, kalan 494,75TL'nin ödenmediğini ileri sürerek, bloke konulan 17.591,00TL’nin ve ödenmeyen 494,75 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yurtdışı bankaları ile yapılan yazışmalar sonunda davacı işyerinde kullanılan dava konusu kredi kartların sahte olduğunun anlaşıldığını, 12 dakika ara ile yüksek tutarlı 2 işlem gerçekleştirildiğini, aynı şahsa ait olduğu söylenen 2 adet kart ile yapılan işlemlerin sliplerinde farklı imzaların bulunduğunu, davacının slip bölerek sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini ve sözleşme uyarınca kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının üye işyeri sözleşmesine aykırı davranarak kredi kartının sahteliğini tespit etme yönünde gereken dikkat ve ihtimamı göstermediği, slip bölme yoluyla sözleşmeye aykırı davrandığı, 17.591,00TL’lik 2 alışveriş dışındaki işlemler için harcama itiraz bildirimi olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 494,75 TL’nin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline, davalı tarafça bloke konulan toplam 17.591,00 TL alacağa ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2 nci maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 2009 yılı itibariyle 1.400,00 TL'nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar, 08.10.2009 hüküm tarihi itibariyle kesindir.
Somut uyuşmalıkta mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 494,75 TL’nin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olmasına göre davalı vekilince karara yönelik olarak yapılan temyiz isteminin kabul edilen alacağın yukarıda anılan Kanun hükümleri uyarınca temyiz sınırının altında kalması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı banka personeli ile elektronik posta yoluyla yapılan yazışmada yurtdışı bankalarının satış belgesi(slip) talebinde bulundukları, daha sonra chargeback sürecini devam ettirmedikleri, davalı bankanın finansal riski ve zararının günümüze kadar oluşmadığı, 2 yıllık chargeback süresinin geçtiği bildirildikten sonra davacının bloke konulan 17.591,00TL’yi davalı bankadan talep edemeyeceği bildirilmiştir.
Mahkemece, yurtdışı bankalarından chargeback talebi gelip gelmediği, chargeback süresinin dolup dolmadığı araştırılmadan, eğer süresinde chargeback talebi gelmemişse davalı bankanın doğmuş bir zararın bulunmadığı da nazara alınmadan çelişkili görüş bildiren bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5161, K. 2012/11997, 5 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama