KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/539 E., 2011/4339 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/10/2008 gün ve 2006/88-2008/287 sayılı kararı bozan Daire’nin 04.10.2010 gün ve 2009/3384 - 2010/9615 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline gönderdiği 26.01.2006 tarihli yazı ile 01.01.2005-01.01.2007 döneminde personel taşınması konusunda müvekkili ile imzaladığı sözleşmeyi tek taraflı ve haksız şekilde 01.02.2006 tarihinden itibaren feshettiğini bildirdiğini, daha sonra 28.01.2006 tarihli yazı ile “satın alma komisyonunun sözleşme hakkında bilgi vermemesi nedeniyle yanlış anlaşılma olduğunu, sözleşmede belirtilen tarihin sonuna kadar çalışmasının uygun olduğunu, 03.02.2006 tarihinde yapılacak pazarlıkta yeni ücret belirleninceye kadar ücretin eski fiyattan fatura edileceğinin bildirdiğini”, bu yazı ile fesih iradesinin pekiştirildiğini,
2005 yılı taşımacılığından hak ettiği ücretin eksik ödendiğini, sözleşme devam ettiği için yıl sonunda mahsuplaşma yapılacağı düşüncesi ile kısmi ödemeler için fatura kestiğini, personel taşımacılığı ihaleleri Ocak ayı başında yapıldığından yeni sözleşme için 01.01.2007 tarihini beklemesi gerektiğinden müvekkilinin fesih tarihi itibariyle 11 ay iş bulma olanağı kalmadığını ileri sürerek, 2005 yılından kalan ücret alacağı için 51.538 YTL, 2006 yılında yoksun kaldığı kar sebebiyle 20.000 YTL olmak üzere toplam 71.538 YTL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi yazılı sözleşme bulunmayıp sözlü anlaşma olduğunu, davacının sözleşme olduğunu iddia ettiği belgenin davacının kendilerine sunduğu fiyat teklifi olduğunu, teklif kabul edildiği için imzalandığını, davacı gerekli hazırlıklarını tamamlayıncaya kadar başka firmalarla çalışıldığını, davacı eksikliklerini tamamlayınca aralarındaki sözlü mutabakat üzerine 2005 yılı 6. ayından sonra hizmet alındığını, taşıma sırasında davacının korsan araç çalıştırdığını, işçilerin işe geç getirildiğini, davacı uyarılmasına rağmen bu eksiklikleri gidermediğini, davacının düzenlediği faturaların ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında 01.01.2005 ila 01.01.2007 tarihlerini kapsayacak şekilde personel taşınması için tarihsiz sözleşme imzalandığı, sözleşmede sefer başına 20 Km’ye kadar mesafe için otobüse 44.00 YTL, midibüse 35,20 YTL, fazla her km için ilave 825 YKR ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin sefer sayısı ve gidilecek güzergah hakkında bilgi içermediği, bilirkişi raporunda, “taraf beyanlarından servis uzunluğunun tespit edilemediği, faturanın mal tesliminde düzenlenmesinin yasa gereği olduğu, davacının hizmet karşılığı kestiği fatura toplamının 33.175,20 YTL olduğu, bunlardan dolayı alacağının olmadığı,
dava konusu alacağın fatura edilmeyen hizmete ilişkin olduğu, böyle bir hizmette bulunduğunu davacının ispatlaması gerektiğinin” bildirildiği, davacının hizmetin eda edildiği, alacağın doğduğunu kanıtlayamadığı, davalı taraf davacıya gönderdiği 26.01.2006 tarihli mektup ile 01.02.2006 tarihinden itibaren sözleşmeyi feshettiğini bildirmişse de bundan iki gün sonra gönderdiği mektupla sözleşme ile bağlı olduğunu belirterek davacıdan çalışmasına devam etmesini istediği,
davacının son mektup tarihinden 4 gün sonra 06.02.2006 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarname ile ikinci mektupta taşıma ücretinin tartışmaya açılmasını fesih iradesinin tekrarı olduğunu yorumlayarak sözleşmenin haksız feshedildiğinden bahisle tazminat ve alacak talebinde bulunduğu, bununla davacının ilk mektuptaki fesih bildirimini dikkate almadığı, sözleşmenin feshi konusunda irade açıklamadığının anlaşıldığı, ortada tarafların ortak iradesiyle gerçekleşmiş bir fesih bulunmadığı,
davacının ilk yazısı ile sözleşmenin feshedilmiş olduğu kabul edilmiş olsa dahi davalı şirketin taşınan işçileri güvenlik görevlileri ve fabrika müdürünün imzalarını taşıyan 21.12.2005 ila 23.01.2006 tarihleri arasında düzenlenmiş 6 adet tutanağa göre davacının hizmetini taşıdığı işçilerinin güvenliğini tehlikeye düşürecek, işyerindeki işlerinin aksatılmasına yol açacak biçimde ayıplı olarak eda ettiği haksız bir fesihten söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.10.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/539, K. 2011/4339, 14 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama