KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5414 E., 2012/12940 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
405 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/04/2010 tarih ve 2010/32-2010/258 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 1.450,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ile sigortalı 56 AC 494 plakalı araç ile müvekkilinin murisinin yolcu olarak bulunduğu aracın 24.10.2005 tarihinde çarpışması sonucu murisin vefat ettiğini, davalıya poliçe teminatının ödenmesi talebiyle yapılan başvuruda sigorta şirketinin kaza nedeniyle 9.954,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ederek ibraname ve temlikname gönderdiğini, buna rağmen ödeme yapılmayınca başlatılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, % 40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ibraname gönderildikten sonra sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun anlaşıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davalının davacı vekiline hitaben düzenlediği 28.09.2007 tarihli belge ve ekindeki ibraname dikkate alındığında davalının takibe yönelik itirazının haksız olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davalı taraf davacının yolcu olduğu araçla çarpışan sigortalı aracın sürücüsünün kusurlu olduğu zannıyla söz konusu ibranameyi düzenlediğini, ödeme gerçekleşmeden araç sürücüsünün kusursuz olduğunu öğrendiklerini ve bu nedenle ödeme yapmadıklarını savunmuştur. Her ne kadar davalı taraf düzenlediği ibranameyle ikrarda bulunmuş ise de, bilahare bu ikrarının hataya dayalı olduğunu ileri sürerek ikrarından dönmüştür. İkrarın esaslı hataya dayanması halinde bundan dönülmesi mümkün olduğundan mahkemece davalının trafik sigortacısı olduğu araç şoförünün kusurlu olup olmadığı incelenip, neticesine göre karar vermek gerekirken, sırf ibraname düzenlenmesinin borcu kabul olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiştir.
2) Ayrıca karar tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 43. ve 44. maddeleri uyarınca hakimin de tazminat miktarı üzerinde takdir hakkı bulunması ve dolayısıyla alacağın likit olmamasına ve ibranamede miktar belirtilmesinin tazminat alacağını likit kılmasının mümkün bulunmadığı halde icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın kabul şekline göre bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5414, K. 2012/12940, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama