KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5681 E., 2012/12995 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada KDZ.Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.12.2010 tarih ve 2009/63-2010/726 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankada güvenlik görevlisi olarak çalışan ... isimli şahsın davacının güveninden faydalanarak hesabından başka şahıslara para aktardığını ileri sürerek 46.000.00 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait hesaptan davacının bizzat yaptığı işlemler dışında yapılan işlemlerin kendi bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini, müvekkilini de ibra ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde şüpheli ...'ın 9 müştekinin paralarını benzer yollarla başka şahıslara havale ettiği için yargılandığı, davalının istihdam ettiği kimselerin hizmet yaptıkları sırada verdikleri zarardan Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi gereği kusursuz sorumlu olduğu, bu şekilde davalı bankada çalışan güvenlik görevlisinin davacının hesabından başka şahısların hesabına para aktardığının sabit olduğu, davacının güvenlik görevlisi olan ... isimli şahsa değil, parasını emanet ettiği bankaya güvenerek şifresini verdiği,
uygulamada gişe görevlilerinin iş yoğunluğu sebebi ile güvenlik görevlilerinden müşterilere yardımcı olmalarını istedikleri veya güvenlik görevlilerinin iyiniyetli müşterilere yardımcı olmaya çalıştıklarının bilinen bir uygulama olduğu, davalının, güvenlik görevlisinin müşterilere yardımcı olduğunu bildiği halde izin vermesinin ihmal oluşturduğu ve ihmalinden sorumlu olması gerektiği, davalının diğer şahıslara ödeme yaptığı ancak davacıdan ibraname aldığı,
sorumluluktan kurtuluş hallerinden birinin dosyada bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 44.353.85 TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka güvenlik görevlisinin hukuka aykırı fiiline dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı taraf, davalı banka nezdindeki hesabına 50.000 TL yatırdığını, 4.000 TL'yi bizzat çektiğini ve 46.000 TL alacağının kaldığını iddia etmişse de, dosya içerisinde bulunan 1.700 TL ve 29.617 TL'lik dekontlarda davacı adına atılan imzaların bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, 30.000 TL'yi bizzat davacının çektiğini, ancak çektikten sonra davalı banka çalışanı ... ...'a elden verdiğini bildirdiği gibi, davacı dahi, ... ... hakkında yapılan ceza soruşturması safhasında 30.000 TL'yi kendisinin çektiğini, parayı alarak bankadan ayrıldığını, arkasından gelen ... ...'a paranın tamamını verdiğini ifade ettiği, yine davacının 29.617 TL'nin bankadan çekildiği tarih olan 18.11.2008 tarihli ibranamedeki imzayı inkar etmediği, ancak ibraname uzun olduğu için okumadan imzaladığını bildirdiği dikkate alındığında, mahkemece;
dosyada bulunan 13.11.2008 tarihli ve 1.700 TL bedelli dekont, 18.11.2008 tarihli ve 29.617 TL bedelli dekont ile 18.11.2008 tarihli davacı tarafından imzalanan ibraname değerlendirilerek, gerekirse imza incelemesi de yaptırılarak, sonucuna göre varsa davalının sorumlu olduğu miktar belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5681, K. 2012/12995, 11 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama