KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6216 E., 2012/12891 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen dava
- Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2009/63 E Sayılı Dosya
Karar Metni
605 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/11/2010 tarih ve 2007/533-2010/319 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilleri gerçek kişiler ile davalılar arasında yapılan 27.05.2005 tarihli anlaşmaya göre davacı şirkete ait hisseleri davalılardan 164.500 TL'na devraldıkları, bu miktarın 10.000.- TL'sının peşin ödendiği,
88.000.- TL'sının devirden sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, kalan 66.500.- TL'sının ise şirketin 31.05.2005 tarihine kadar olan döneme ait maliye ve SSK borçlarına karşı kullanılmak üzere davacı alıcıların uhdesinde kaldığını, davalıların 27.05.2005 tarihine kadar olan döneme ait şirket borçlarından sorumlu olduğunu, 2001 yılında yapılan vergi incelemesinde oluşmuş cezalar, vergiler, fonlarla ilgili ve 2002, 2003, 2004 yıllarına ait ödeme emirlerinin müvekkillerine tebliğ edildiğini ve müvekkillerinin ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek asıl davada ödenen 16.000.- TL,
birleşen 2007/547 Esas sayılı dosyada 6.229.37 TL ve birleşen 2009/63 Esas sayılı dosyada 13.924.29 TL'nın davalılardan ödeme tarihlerinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, ödemelerin şirket tarafından yapıldığının iddia edildiğini, davacı şahısların aktif dava husumet ehliyetinin bulunmadığını, hisse devrinden sonra maliye tarafından 2001, 2002, 2003 v 2004 yıllarına ait gider kalemlerinde yanlışlıklar olduğu gerekçesiyle vergi tahakkuk ettirdiğinin davacılar tarafından müvekkillerine bildirildiğini, ancak müvekkillerinin şirket kayıtlarında usulsüz işlem olmadığı, bu tahakkuka ve cezalara karşı davacılara dava açılması gerektiği yolundaki taleplerinin davacılar tarafından kabul görmediğini, davacıların dava açmaması nedeniyle vergi, ceza, fon ve faizlerinin kesinleştiğini, davacı şirketin basiretli tüccar gibi davranmayarak zarara kendisinin sebep olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, devir tarihinden sonra, şirkete devirden önceki 2001, 2002, 2003, 2004 dönemine ilişkin vergi borcu ödeme emirleri tebliğ edildiği, davacı şirket adına davacı gerçek kişiler tarafından toplam 36.153.66 TL vergi dairesine ödeme yapıldığı, bu miktardan 12.500.- TL'sını davalıların davacılara ödediği, bu miktarın asıl dava dosyasında talep edilen miktardan mahsup edilmesi gerektiği, davalılar vekilinin dava açmayarak vergi borçlarının ödenmek zorunda kalınması nedeniyle davacıların kusurlu olduğunu ileri sürdüğü,
ancak 09.05.2007 tarihli uzlaşma tutanağını davalılardan ...'nün davacı şirket yetkilisi tarafından verilen vekaletnameye istinaden imzaladığı anlaşıldığından bu savunmaya itibar edilemeyeceği, ödemenin davacı şirket tarafından yapılması nedeniyle talep etme hakkının davacı şirkete ait olduğu,
dava açılmadan önce davalıların temerrüte düşürülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyalarda davacılar Nergiz Berna Yüksekbaş ve ...'ın açtığı davanın aktif dava ehliyeti yönünden reddine, asıl davada 3.500.- TL, birleşen 2007/547 Esas sayılı dosyada 6.229.37 TL ve birleşen 2008/63 Esas sayılı dosyada 13.924.29 TL'nın dava tarihinden itibaren davalılardan tahsili ile davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Payları devralan kişiler ile davalılar arasında yapılan 26/05/2005 tarihli sözleşmede, davacı şirketin pay devrinden önce tahakkuk edecek borçlarından dolayı devralan davacıların ödeme yapmaları halinde, devreden davalılara rücu edebileceklerinin kararlaştırılmış bulunmasına ve davacı gerçek kişiler tarafından şirket borçları bakımından yapılan ödeme bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı şirketin dahi dava açma hakkı olmadığı halde davanın reddi yerine kısmen kabulü doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6216, K. 2012/12891, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama