KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6299 E., 2012/12896 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
586 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2010 tarih ve 2007/166-2010/271 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davasında, müvekkilinin “ördekçioğlu 1919 teflon şekil” markası için yaptığı başvuruya davalı şirketin itiraz ettiğini ve davalı TPE tarafından itirazın kabul edildiğini, müvekkilinin tescil ettirmek istediği markanın esaslı unsuru olan “ördekçioğlu” ibaresinin müvekkili adına tescilli olduğunu, “teflon” ibaresinin markanın üzerinde kullanılacak emtiayı gösterdiğini, davalı şirkete ait “teflon” markası ile başvuru markasının benzer olmadığını ileri sürerek TPE YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, itiraz sahibinin teflon ibaresi üzerinde öncelikli kullanımı olduğu ve söz konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davaya konu markanın müvekkiline ait “teflon” markası ile karıştırılacağını, markaların ilişkili olduğu izlenimini yaratacağını ve müvekkili ile davacı şirket arasında idari veya ticari bağlantı olduğu kanısı uyanacağını ileri sürerek davanın reddini istemiş, karşı davasında ise müvekkili markasının Dünya çapında korunmakta ve tanınmış olduğunu,
davalı tarafından kötü niyetli kullanıldığı ve bu kullanımın müvekkili markasının ayırt edici karakterine ve müvekkili şirketin ticari faaliyetlerine telafisi mümkün olmayan zararlar verdiğini ileri sürerek davalı (karşı davacı) şirketin dava konusu ördekçioğlu 1919 teflon ibareli marka üzerinde tescil hakkının bulunmadığının ve yokluğunun tespitini, müvekkili markasına tecavüz ile haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, önlenmesini, davalıya ait teflon markası yazılı ürünlere el konularak imhasını aksi halde davaya konu markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, başvurudan hakları zarar gördüğünü düşünen ilgililerin yasal süre içerisinde yaptıkları itirazın karara bağlanmadıkça başvurunun tescil edilemeyeceği, bir şekilde işlem tesis edilmiş ise bunun hukuka aykırı idari işlem niteliği taşıyacağını, idarenin bu tür işlemleri geri almak suretiyle işlemi hukuka aykırılığın gerçekleştği aşamada kaldığı yerden devam edeceği, aksi halde idarenin hukuka aykırı tutum ve işlemi nedeniyle hiçbir kusuru olmayan üçüncü kişi yönünden ortaya çıkan hak kaybının kabulü anlamı taşıyacağı, lehine işlem yapılan kişiler yönünden kazanılmış haktan söz edilemeyeceği,
bu durumda davalının itirazının değerlendirilmeden tescil belgesinin verilmesi kararının YİDK tarafından geri alınmasının doğru olduğu, asıl dava yönünden davacı başvuru markası ile davalı markası arasında işitsel, görsel ve anlam olarak bağlantı kurulmak suretiyle karıştırma riskine yol açacak düzeyde benzediği, mallar ve hizmetler yönünden benzerlik bulunmadığı, ancak davalının markalarının “yemek pişirme kapları için yapışmaz kaplamalar” yönünden tüm Dünya'da tanındığı,
davacı başvurusundaki 11 ve 21. sınıflardaki ev ve mutfak malzeme ve aletlerinden oluşan mallar ve 35/08 “mağazacılık” hizmetler ile ilişkilendirilmesi ve haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına ve ayırt ediciliğine zarar vermesine neden olacağı, davacının davalının markasının tanınmışlığından bilgi sahibi olmamasının söz konusu olamayacağı, karşı dava yönünden ise davalının taleplerinde hukuki yararının bulunmadığı, davacının marka başvurusunda bulunmasının salt tecavüzü oluşturmayacağı, dava öncesinde markasal kullanıma ilişkin kanıt sunulamadığı,
markanın hükümsüzlüğünün ise zamansız olduğu gerekçesiyle her iki davanın reddine karar vermiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6299, K. 2012/12896, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama