KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6428 E., 2012/13488 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/03/2011 tarih ve 2007/2687-2011/391 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’in, davalı bankada 02.01.1998 ile 28.02.2004 tarihleri arasında çalıştığını, bu dönemde davacıya ait hesaptan, davacının imzasını taklit etmek suretiyle üç farklı tarihte ve farklı meblağlarda (06.05.2002 tarihinde 1.000,00 TL nakit çekim, 09.12.2002 tarihinde 1.030,00 TL nakit çekim, 15.01.2003 tarihinde 1.107,00 TL nakit çekim olmak üzere toplam 3.137,00 TL) işlem gerçekleştirdiğini, davalı hakkında başkaca usulsüz işlemlerinden dolayı davalı banka tarafından soruşturma başlatıldığını, soruşturma neticesinde bankadaki görevine son verildiğini ve ancak hakkında suç duyurusunda bulunulmadığını,
müvekkili tarafından 28.11.2006 tarihinde savcılık makamına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı hakkındaki ceza soruşturmasının devam etmekte olduğunu, bankanın BK’nın 100. maddesi gereğince adam çalıştıran sıfatıyla davalının eylemlerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 3.137,00 TL’nin mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının kötüniyetli olduğunu, sözkonusu olayla ilgili aradan iki buçuk yıl geçmesi üzerine başvuruda bulunulduğunu, hesaptaki eksikliğin yeni fark edildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı ile diğer davalı arasında kişisel bir hukuki ilişkinin mevcut olduğunu, davacının bankaya sunduğu şikayet dilekçesinden de anlaşılacağı üzere, davacının tüm bankacılık işlemlerini davalı kanalıyla gerçekleştirdiğini, bu şekilde sürekli tek bir personel ile çalışılarak, bankanın denetim imkanlarının bilinçli olarak bertaraf edildiğini savunarak , davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... ise, davacıyı bankaya sürekli gelip giden bir banka müşterisi olması sebebiyle tanıdığını, davacının özürlü olduğunu ve bu sebeple kendisini telefon ile arayıp hesabında işlem yapılması yönünde talimat verdiğini ve davaya konu paraları davacının bilgisi dahilinde hesaptan çektiğini ve çekilen bu paraları davacıya elden verdiğini, banka müfettişleri tarafından yapılan soruşturma sırasında söz konusu paraları bankaya yatırdığını, bu paranın bankadan talep edilmesi gerektiğini, davacıının olaydan 2004 yılında haberdar olmasına rağmen 2007 yılında dava açtığını, dolayısıyla davanın zamanaşımına uğradığını, savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davalının davacıya ait hesaptan, davacının bilgisi ve rızası olmaksızın üç ayrı tarihte toplam 3.137,00 TL çektiği, bu paranın davacıya iade edilmediği, davalının ceza mahkemesinde sahte imza tanzim etmek suçundan mahkum olduğunu, kararın kesinleştiğini, davalı bankanın da BK’nın 55. maddesi gereğince adam çalışıran sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu ve davacının kötüniyetli olduğuna ilişkin yeterli delilin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.137,00 TL’nin 19.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6428, K. 2012/13488, 17 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama