KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6870 E., 2012/12888 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
347 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/03/2011 tarih ve 2010/9-2011/120 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun takibe haksız ve mesnetsiz olarak itirazda bulunduğunu, itiraz dilekçesinde yer alan hususların gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek davalının itirazının iptalini, %40 inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalıya 02.06.2008 ile 11.02.2009 tarihleri arasında nakliye hizmeti verdiği, davacı tarafından 79 adet taşıma faturalarından 7. sırada yer alan fatura hariç diğer 78 adet fatura ile davalıdan alacaklı olarak defterlere kaydedildiği, tablonun 46. sırasında yer alan 1.285.11 TL faturanın iki kez alacaklandırıldığı, davalının icra takibine kadar ödemelerinin indirimi sonucu davacının 17.132.73 TL alacaklı olduğu, icra takibinden sonra davalı tarafından davacıya 5.000 TL ödemenin yapıldığı, davacı tarafından icra takibinden önce davalıya ihtar çekilmediği,
böylece faizin icra takibinden itibaren başlayacağı gerekçesiyle itirazın iptali ile takibin 13.367.00 TL üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir. 1-Mahkemece davacı defterlerine dayanarak karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporuna göre kapanış tasdikleri olmayan dolayısıyla usulüne uygun tutulmayan defterlerin davacı yararına delil olarak kabul edilmesi doğru görülmediği gibi, 08/03/2011 tarihli celsede davalı vekilinin müvekkilinin defterlerinin 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde olduğunu belirtmesi karşısında bu defterlerin incelenerek karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6870, K. 2012/12888, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama