KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7248 E., 2012/14330 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
665 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/03/2011 tarih ve 2007/111-2011/97 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Marmaris Şubesinde 20.000 TL bedelli vadeli mevduat hesabı açtırdığını, bu hesaptan müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında 11/09/2006 tarihinde internet üzerinden 3. kişi hesaplarına EFT yapıldığını, davalı bankanın müvekkilinin hesaplarının güvenliğini sağlayamadığını, davalı banka şubesine başvurularak yapılan havale bedellerinin tahsili talep edildiyse de ödenmediğini, ardından Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 18/12/2006 tarihli kararı ile 9.200 TL nin davalı bankadan tahsiline karar verildiğini, ancak davalı bankanın bu ödemeyi yapmadığını ileri sürerek, 9.200 TL nin yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin gerekli önlemleri aldığını, kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacının şifre bilgisini sözleşmeye aykırı davranarak eşi ve kızıyla paylaştığı, davaya konu havalelerin de davacıya ait kişisel bilgilerinin kötüniyetli kişilerce ele geçirilerek kullanılmasıyla yapıldığı, oluşan zarardan davacının 1/4 oranında, davalının ise 3/4 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle; 6.900 TL’nin 11.09.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... Bank A.Ş. vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür.
(4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi) Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK'nın 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.
Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Somut olayda mahkeme, benimsediği bilirkişi raporu ile internet şifresini muhafaza konusunda gerekli özeni göstermemesi nedeniyle davacıyı meydana gelen zarardan dolayı müterafik kusurlu kabul etmiştir.
Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaptan bir başka hesaba havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifrenin davacının kusuru ile havale işleminini gerçekleştiren kişilerce ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır.
Yani, somut olayda davacının kasıtlı olarak şifresini üçüncü kişiye verdiği, asıl fail ile birlikte hareket ettiği iddia edilip, ispat edilmemiştir. Davalı bankanın internet bankacılığında kendisinin ve müşterilerinin güvenliğini sağlayacak güvenlik enstrümanlarının kullanılmasını zorunlu kılmayıp, somut olayda davacının inisiyatifine bırakması zararın doğmasında başlıca etken olup, davalı bankanın zarardan sorumlu olduğu açıktır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, davalı bankanın mevduatı iade yükümlülüğünün devam ettiği, ek güvenlik önlemlerini uygulamayan davalı bankanın tam kusurlu ve sorumlu bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7248, K. 2012/14330, 26 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama