KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7300 E., 2012/16041 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
473 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/02/2011 tarih ve 2010/201-2011/30 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, PUMA markalarının sahibi olduğunu, davalıya ait Soylu Tekstil adlı iş yerinde 03/08/2004 tarihinde yapılan aramada 3600 çift PUMA markalı çorap tespit edildiğini, bundan dolayı şirket yetkilisi sanık hakkında kamu davası açıldığını, sanığın marka hakkına tecavüzden dolayı cezalandırıldığını ve bu kararın kesinleştiğini, ancak Anayasa Mahkemesi'nin konuya ilişkin iptal kararı sonrasında İstanbul 2 nolu FSHCM tarafından 04/11/2010 tarihinde bir ek karar verilerek önceki ilamın tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına, sanığın beraatine ve suça konu ürünlerin sanığa iadesine hükmolunduğu,
bu durumun yasal boşluktan kaynaklandığını ileri sürerek davalının eyleminin marka tecavüzü olarak tespitini, taklit ürünlerin tamamının zilyetlik ve mülkiyetinin davacı firmaya devredilmesini, 500 TL manevi tazminata hükmolunmasını ve verilecek kararın ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Anayasa Mahkemesi tarafından 556 sayılı KHK'nin 9 ve 61. maddelerine ilişkin olarak verilen iptal kararı nedeniyle davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilmesinin yasal dayanağının ortadan kalktığı, yeni yasal düzenleme yapılmış ise de arada geçen süre zarfında hukuki boşluk meydana geldiği, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle yasal dayanak ortadan kalktığından beraat kararından itibaren 1 yıl içerisinde tazminat, ref ve men talepli hukuk davalarının açılmasının mümkün olmadığı,
ceza zamanaşımının uygulanmasına ilişkin Borçlar Kanunu'nun 60. maddesindeki hükmün de bu nedenle uygulama yerinin bulunmadığı, zira uygulanabilecek bir ceza hükmünün ortada bulunmadığı, dolayısıyla davalının zamanaşımı definin yerinde bulunduğu, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı, manevi tazminat talebinden de feragat edildiği gerekçeleri ile manevi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, sair tüm taleplerin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve esasen uyuşmazlık konusu ürünlerin kesinleşen ceza mahkemesi kararı üzerine davalıya iade edilmesi halinde, 556 sayılı KHK'nın 9 ve 61. maddeleri uyarınca uyuşmazlık konusu taklit olduğu iddia olunan ürünlerin ticari maksatla elde bulundurulmasının marka hakkına tecavüz oluşturacağından bahisle iade tarihinden itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işleyeceğinin kabulü gerekmesine,
ancak somut uyuşmazlıkta henüz dava tarihi itibariyle söz konusu ürünlerin davalıya iade işleminin gerçekleştiği ve ticari maksatla elde bulundurulduğu hususunun iddia ve ispat edilmemiş olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7300, K. 2012/16041, 12 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama