KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7937 E., 2012/15425 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
611 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.03.2011 tarih ve 2009/411-2011/130 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan yurt dışı kaynaklı 1.000.000 USD ve yine 300.000 Euro tutarında spot kredi kullandığını, davacının vadesinde 1.6540 USD kurundan 1.088.958,33 USD karşılığı 1.801.137,08 TL ve 2.1490 Euro kurundan 323.129,17 Euro karşılığı 694.404,59 TL ödeme yaparak kullanmış olduğu kredileri faiziyle birlikte kapattığını ancak davalı bankanın, müvekkilinin hesabında bakiye kalan 37.078,02 TL parayı, döviz satışı adı altında işlem yaparak müvekkili hesabından çekmek suretiyle banka iç ilişkisi içinde yok etme gayreti içerisine girdiğini ileri sürerek,
7.000 TL'nın bankaca el koyma tarihi olan 26.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra talebini ıslah ederek 37.078 TL ana para ve 4.199 TL faiz alacağına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından kullanılan kredilerin davacı ile anlaşılan kurlar esas alınarak kapatıldığını, kredi kapaması dışında davacının hesabından tahsil edilen fazla bir tutar bulunmadığını, dava konusu edilen işlemlerin, kurların muhasebeleştirilmesi tekniği açısından müvekkili bankanın iç uygulaması gereği düzenlenen işlemler olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete kullandırılan döviz cinsinden kredilerin vadesinde ödenerek kapatılması işleminde, davalı bankaca USD döviz satış kuru için 1,6540 TL, Euro döviz satış kuru için ise 2,1490 TL kur fiyatlarının uygulanarak hesaplama yapıldığı ve bu hesaplamaya göre bulunan toplam 2.495.541,67 TL'nın davacı tarafça davalı bankaya ödendiği, daha sonra davalı bankaca, davacı şirketin hesabından kur farkı adı altında 37.078,12 TL'nın çekildiği,
ancak bizzat davalı banka tarafından fiilen uygulanan ve banka kayıtlarına da işlenen ve düzenlenen dekontlarda belirtilen hesaplamalar dikkate alındığında, bankaca hesap kapama işlemlerinde, kendisince belirlenen kur fiyatları üzerinden, fiilen yaptığı hesaplamanın dikkate alınması gerektiğinden, davalı bankanın sonradan iki ayrı dekont ile kur farkları olarak davacının hesabından aldığı toplam 37.078,02 TL'nın davacıya iade edilmesi gerektiği, davacının işlemiş faiz talebinin ise, dava öncesinde davalı bankanın temerrüde düşürüldüğü kanıtlanamadığından kabul edilemeyeceği gerekçesiyle,
davanın kısmen kabulü ile 7.000 TL'nın dava tarihinden, 30.078 TL'nın ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, işlemiş faiz talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacının, dava konusu tüm alacağın ödenmesi için Kayseri 3. Noterliği'nin 30.03.2009 tarihli ihtarnamesini keşide ederek davalıya gönderdiği ve ödeme konusunda 3 gün mehil verdiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilemediği dosya kapsamından anlaşılamamakta ise de, davalı tarafından 05.05.2009 tarihli davacıya hitaben gönderilen cevabi yazıda, davacı tarafından noter aracılığıyla gönderilen ihtarnamenin ilgi tutulduğu sabit olmakla, dava konusu alacak yönünden temerrüt tarihi ile faiz başlangıç tarihinin, davalının, ödeme ihtarına cevap verdiği 05.05.2009 tarihinden itibaren ihtarname ile verilen 3 günlük mehil süresi de gözetilerek 09.05.2009 olarak kabul edilmesi gerekirken,
dava öncesinde bankanın temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7937, K. 2012/15425, 8 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama