KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7987 E., 2012/14703 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/03/2011 tarih ve 2010/158-2011/75 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ülke çapında tanınmış “... Hastanesi” markası adı altında sağlık hizmeti verdiğini, ayrıca “...” markasını ticaret unvanı olarak ve farklı ibarelerle de kullandığını, davalının iltibasa yol açacak şekilde “Özel ... Çocuk Sağlığı Merkezi” ismi altında, sağlık hizmeti gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, davalının haksız tecavüzü neticesinde müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, davalının tecavüzünün ve haksız kullanımının önlenmesini, 10.000 TL manevi ile 5.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Batman'da, davacının ise Ankara'da faaliyet gösterdiğini, kullandığı logo ve ambleminin farklı olduğunu, “...” kelimesinin kimsenin tekelinde bırakılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalının ticaret unvanının ve işletme adının ticaret sicilinde tescilli olduğu zaman zarfında kullanımının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratmayacağı, davacının davalının tescilli ticaret unvanı ve işletme adını koruma kapsamını aşan kullanımı olduğunu iddia etmediği, dava konusu ibareyi kullanarak sağlık hizmeti sunduğunu ticaret sicil kaydının yayınlandığı tarihte haberdar olacağı, dolayısıyla uzun zamandır muhalefeti olmaksızın, davalının ticari hayatta tanındığı,
tanınmışlığa sunduğu hizmet için yararlanıcıları nazarında kendisi ile tescilsiz işareti arasında bir bağlantı olduğunun derhal anlaşılabilecek seviyede güç kazandığı ve kendisinden bu işareti ticarette kullanımı terk etmesi istenmeyecek kadar ekonomik yatırım gerçekleştirmiş olması nedeniyle, korunmaya değer bir hukuki durumu kazandığı, sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşması içinde davalının iyiniyetli olmasının gerekmeyeceği, ancak dosya kapsamında davalının ticari faaliyetini gizli yapmaması nedeniyle iyi niyetli kabul edileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7987, K. 2012/14703, 1 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama