KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/8432 E., 2011/8549 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
631 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Şişli 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/09/2011 tarih ve 2010/768-2010/1027 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 15.02.2010 keşide tarihli çekin müvekkili tarafından süresi içinde bankaya ibraz edilip karşılıksız şerhi basıldığını, her çek yaprağı için 600 TL ödemekle sorumlu olan bankaya müvekkilinin çeki 18.06.2010 tarihinde ibraz ettiğini, bankanın müvekkilinin çekte yetkili hamil olmadığından bahisle ödeme yapmadığını, müvekkilinin ciro silsilesinde imzası olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu ileri sürerek, bir adet çek yaprağından dolayı 500,00 TL’nin 18.06.2010 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çek sorumluluk tutarını talep yetkisinin 3167 sayılı Yasa ile yetkili hamile tanındığını, davacının ikinci ciranta olduğunu, çekin sonradan ciro gördüğünü, müvekkili bankaya takas yolu ile ibraz edildiğini, cirantanın çeki kendinden önceki cirantalara devrinin geriye dönüş cirosu ile mümkün olduğunu, çekte geriye dönüş cirosu olmadığı için davacının yetkili hamil olmadığını, ayrıca takas merkezleri aracılığı ile ibraz edilen çeklerde bankanın sorumluluk tutarını ödeme yükümlüğü bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çek karnesi veren bankanın her bir çek yaprağı nedeni ile 3167 sayılı Yasa’nın 10.maddesi uyarınca sorumluluğu bulunduğu, kanuni tutarın ciro silsilesinde yer alan bütün hamillere ödenebileceği, 3167 sayılı Yasa’nın 6. maddesine 4814 sayılı Yasa ile eklenen 4. fıkrasında belirtildiği gibi takas odaları aracılığı ile ibraz edilen çekin hesapta yeterli karşılığının olmadığının belirlenmesi halinde hesaptaki kısmi para ile çeki ibraz eden hamil lehine 15 gün süre ile bloke edileceği,
15 günlük sürenin sadece çek hesabı sahibinin hesabında bulunan kısmın karşılığının blokesi ile ilgili düzenleme olduğu, 10. maddede öngörülen ödeme yükümlülüğünün süre yönünden kısıtlama getiren veya ortadan kaldıran bir düzenleme olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı banka vekili, yerel mahkemece kesin olarak verilen bu kararın yasa yararına bozulması talebiyle Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunmuş, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 24.11.2010 tarihli yazısı ile yerel mahkeme hükmünün yasa yararına bozulması talebiyle temyiz edilmesi konusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan talepte bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.06.2011 tarihli yazısı ile hükmün HUMK’nun 427/6. maddesi uyarınca yasa yararına bozulması istenilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, 3167 sayılı Yasa’nın 6/son maddesinin, madde başlığından da anlaşılacağı üzere, bankalar tarafından takasa sunulan ve karşılığı hiç veya tam olarak bulunmadığı saptanan çekler bakımından teknik zorunluluk nedeniyle yasaya eklenmiş bir hüküm niteliğinde olup münhasıran bankalar arası hesaben tesviye işlemlerine ilişkin bulunduğunun açık olması,
takasa sunularak karşılığının bulunmadığı saptanan çeklerin, takas işlemine konu edildiği andaki hamili konumunda bulunan bankalarca, kısmen yahut tamamen karşılıksızlığı usulen saptandıktan ve asıl hamile iadesinden sonra, asıl çek hamilinin, karşılıksız çıkan çeki muhatap bankaya zamanaşımı süresi içerisinde tevdi ederek, 3167 sayılı Yasa’nın 10. maddesinde belirtilen sorumluluk tutarının ödenmesini talep etmesinde yasaya bir aykırılık bulunmamasına,
konuyla ilgili olarak farklı yargısal uygulamalar bulunduğu anlaşılmakla birlikte bu gibi çekler bakımından bankanın asıl hamile karşı olan ödeme sorumluluğunun bulunduğu konusunda doktrinde genel olarak ittifak edilmiş olmasına (bkz. Reisoğlu Seza, Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Çek, sh. 229-230, p.2-4’deki açıklamalar. Durgut, Ramazan, Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme, sh.
48, p.2-3) ve Dairemiz uygulamalarının da bu yönde oluşmasına, yasa yararına bozma talepli yazıda başkaca temyiz nedenlerine yer verilmemiş bulunmasına nazaran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.06.2011 tarih ve 184176 sayılı yasa yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/8432, K. 2011/8549, 7 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama