KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/8445 E., 2012/16427 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
696 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.12.2010 tarih ve 2007/234-2010/201 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin iki adet iş makinesini 22.06.2007 tarih ve 3490223 ve 3490255 nolu makine kırılması sigorta poliçeleriyle davalı Birlik Sigorta A.Ş'ye sigorta ettirdiğini, poliçelerin davalı şirketin acentesi davalı ... ve onun tali acenteleri olan davalılar ... ve ... tarafından düzenlendiğini, pirim borcunun bakiye kısmı için çek verildiğini, ancak poliçeler iptal edildiğinden çekin bedelsiz kaldığını, durumu bilen diğer davalı ...'nin çeki kötüniyetli olarak iktisap ederek takibe koyduğunu ileri sürerek, 25.11.2007 tarih ve 12.200 TL bedelli çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davasını istirdat davasına dönüştürmüştür.
Davalı Birlik Sigorta A.Ş. vekili, davalı ...'un acentelik yeksinin 21.08.2007 tarihinde kaldırıldığını, bu fesihten haberdar olan davacının pirim ödemesini bizzat müvekkiline yapması gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili, sigorta sözleşmelerinin davalı Birlik Sigorta A.Ş'nin rızası dahilinde müvekkilinin tali acenteliğini yapan davalılar ... ve ... tarafından yapıldığını, müvekkilinin de poliçeleri düzenleyerek tali acenteye gönderdiğini, ancak tali acente tarafından prim tahsilat makbuzları gönderilmediğinden şirket nezdinde poliçe primlerinin ödenmemiş göründüğünü, müvekkilinin acentelik yetkisinin 21.08.207 tarihinde kaldırıldığını, diğer davalı Hayatı Baki'yi tanımadıklarını, takibin tarafı olmayan müvekkiline menfi tespit davasında husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Davalı ... vekili, ciro yoluyla alınan çekin karşılığı çıkmadığından icra takibi başlatıldığını, keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişkiden kaynaklanan def'ilerin hamile karşı ileri sürülemeyeceğini,müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., poliçeleri kendisinin düzenlediğini,pirim karşılığı olarak verilen çekin tarihi geç olduğundan davalı Birlik Sigorta'ya çek yerine şahsi senedini verdiğini, çeki de borcunu karşılık olarak davalı ...'ye ciro ettiğini, ancak çek bedeli ödenmeyince sigorta şirketinden poliçelerin iptalini istediğini savunmuştur.
Davalı ..., acente olmadığını, uyuşmazlık konusu poliçelerin düzenlenmesi ve çekin alınmasıyla bir ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, poliçeler iptal edildiğinden davalı Birlik Sigorta A.Ş'nin davacıdan alacağının bulunmadığı, poliçe bedelinin ödenmesi amacıyla davacı tarafından davalı Birlik Sigorta A.Ş. lehine keşide edilen çekin, davalı ... tarafından, Birlik Sigorta A.Ş.
Trabzon Bölge Koordinatörü sıfatı ile diğer davalı ...’ye ciro edildiği, ancak anılan davalının davalı ... temsilen kambiyo senedi düzenlemek ve kambiyo senedine katılmak konusunda özel yetkisinin bulunmadığı, bu durumda ilk ciro lehtar tarafından yapılmadığından ciro silsilesinde kopukluk olduğu ve takip alacaklısı davalı ...’nin yetkili hamil olmadığı,
ancak davalı ...'nin bu durumu bilebilecek durumda olmadığından kötüniyetli sayılamayacağı gerekçesiyle, davacının takibe konu çek nedeniyle davalılar Birlik Sigorta A.Ş. ve ...'ye borçlu olmadığının tespitine, davacının takip dosyasında ödediği çek bedeli ve ferileri toplamı 20.503,20 TL'nın davalı ...'den istirdadına, fazlaya ilişkin istemin reddine,diğer davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı tarafa, gerekçeli karar 28.02.2011 tarihinde, mümeyyiz davalının temyiz dilekçesi ise 30.03.2011 tarihinde tebliğ olunmuş, davacı yanca yasal süreleri içerisinde temyiz ve katılma yoluyla temyiz isteminde bulunulmamıştır.
Bilahare mümeyyiz davalı ... vekili temyiz süresi geçtikten sonra 25.03.2011 tarihinde ek temyiz dilekçesi vermiş, ek temyiz dilekçesinin 06.04.2011 tarihinde davacı vekiline tebliği üzerine davacı yanca 12.04.2011 tarihinde katılma yoluyla temyiz isteminde bulunulmuştur.
Ancak, mümeyyiz davalının ek temyiz istemi süresinde olmadığından, ek temyiz dilekçesinin tebliği üzerine davacı yanca yapılan katılma yoluyla temyiz istemi de HUMK'nun 433'üncü maddesi uyarınca süresinde değildir.
01.03.1990 gün ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı’nda süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkeme bir karar verilebileceği gibi, Yargıtay'ca da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden HUMK’nun 432/4'üncü maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/8445, K. 2012/16427, 17 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama