KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/8561 E., 2011/14590 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/04/2007 tarih ve 2002/1052-2007/201 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25/10/2011 gününde davacı avukatı .... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı ...'in uzaktan bankacılık hizmetini kullanarak davacı bankanın Amsterdam Şubesindeki hesabına bankanın bir kısım müşterilerine ait hesaplardan hileli yollar ile küçük meblağlar halinde paralar çekerek kendi hesabına aktardığını, bu paralardan 150.000 Euro'luk kısmını davalının Finansbank Fethiye şubesine havale ettiğini, davalının bunun 30.000 Euro'luk kısmını çektiğini, bakiyenin bloke edildiğini ileri sürerek, 150.000 Euro’nun 21.6.2002 havale tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ... isimli şahsın müvekkiline olan satımlardan doğan borcu nedeniyle havaleyi yaptığını, bu şahsın sahte işlemler yaptığına dair de delil olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı... ve ...’nın hileli işlemleri sonucu davacı bankanın müşterilerinin hesabından çektikleri paranın bir kısmını davalı hesabına gönderdiklerinin yabancı mahkeme kararı ile belirlendiği, davalının bu para üzerinde hiçbir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dışı üçüncü şahısların müvekkili bankanın müşterilerinin hesaplarına girerek hesaplarda bulunan paraları çektiğini, bu paralardan dava konusu miktarın Türkiye’de davalının hesabına aktarıldığını ileri sürerek davalı aleyhine alacak davası açmıştır. Davalı savunmasında, yasa dışı usulsüzlüğü yapanlardan ... ile aralarında alacak ve borç ilişkisi olduğunu savunarak hesabına gönderilen paranın alacağına karşılık gönderilmesi ve iyiniyetli olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep
etmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmış isede alınan rapor karar vermeye yeterli değildir. Zira bilirkişi raporunda davacının dava dışı ... ile olan alacak borç ilişkisine ilişkin deliller belirtilmiş ancak bunun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı değerlendirilmeksizin yabancı mahkeme kararlarında yer alan sanık ifadelerine itibar edilmiştir.
Gerçekten de TMK.990.maddesi hükmü uyarınca zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz. Bu noktada davaya konu paranın gerçek sahibinin kim olduğu önemi haiz değildir.
O halde, mahkemece davacıya davalının diğer üçüncü kişilerle işbirliği içinde olduğu, paranın kaynağını bildiği veya bilmesi gerektiği hususunda delilleri sorulup toplanılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/8561, K. 2011/14590, 27 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama