KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/8627 E., 2012/14946 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/01/2011 tarih ve 2008/8-2011/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı banka nezdinde bulunan vadesiz mevduat hesabından, internet bankacılığı yolu ile iradesi ve rızası dışında 4.900,00 TL'nın davalı ... adına açılmış hesaba, yine aynı şekilde 4.900,00 TL'nın davalı ... adına açılmış olan hesaba aktarıldığını, ayrıca davalı ...' in aynı gün diğer davalı ... ...' a ait işyerinde pos makinesi vasıtası ile harcama yapıp bir kısım para da bu hesaba aktarıldığını, ileri sürerek 9.800,00 TL'nın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkilinin meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını, davacının kendi kusuru nedeniyle olayın meydana geldiğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalılardan Yılmaz Demir Kıran'ın meydana gelen olayda herhangi bir kusurunun olmadığı, gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulü ile 9800,00 TL' nın Akbank A.Ş.' nin tamamından ...’in 4.900,00 TL, ...’ nın 4.900,00 TL'den sınırlı olarak sorumlu olmak üzere anılan davalılardan faizyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı banka vekili ve davalı ... temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı ...'in temyiz itirazlarının incelenmesine gelince. Bankalar, kendilerine yatırılan paraları müdilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür(4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi ). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Borçlar Kanunu'nun 306 ve 307'nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bir kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunulabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde Mahkemece, mümeyyiz davalı ...'te kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, dava konusu iddia edilen zarar, aslında davalı bankanın zararıdır. Davacının alacağı, davalı banka açısından aynen devam etmektedir. Davacı talebini, akidi davalı bankaya yöneltmelidir. Şayet mümeyyiz davalının bir kusuru mevcut ise, bu hususu ileri sürme hakkı, mevduat saklamakla yükümlü, zarar gören davalı bankaya aittir. Bu durum karşısında, davacının açtığı davada mümeyyiz davalı ...'e husumet düşmeyeceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın anılan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/8627, K. 2012/14946, 3 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama