KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9083 E., 2012/16281 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/04/2011 tarih ve 2010/34-2011/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının şikayeti üzerine ve Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırlık dosyası ile müvekkillerinin işyerinde arama yapıldığını ve davalı adına tescilli ürünlerin bulunduğundan bahisle müvekkililerinin bir kısım mallarına el konulduğunu, bahsi geçen ürünlerin davalı adına marka olarak tescil edildiğini bu suretle öğrendiklerini, davalı adına tescil edilen markaların orjinal olmayıp harc'ı alem olduklarını, ayırdediciliklerinin bulunmadığını, çok uzun sürelerden beri Dünyada ve Türkiye'de her kesim tarafından kullanıldığını,
davalının internetten indirdiği çizgi film karakterlerini aynen ya da çok küçük farklarla Medeni Kanun'un 2. maddesi anlamında hakkını kötüye kullanarak marka olarak adına tescil ettirdiğini belirterek Türk Patent Enstitüsünce 40059, 40067, 40069, 40070, 40071, 40074, 65458, 65490 tescil numarası ile tescil edilen markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, marka tescilinde yenilik şeklinde bir kriter bulunmadığını, iptali istenen markaların davacılarla bir ilgisinin ve öncelikli kullanım hakkının olmadığını, müvekkilinin sözkonusu markaları adına tescil ettirmesinin en önemli sebebinin davacılar tarafından taklit edilmesi olduğunu, markalarda gösterilen karakterlerin müvekkil bünyesinde hazırlandığını, kimsenin hakkını ihlal etmediğini, kaldı ki bir hak ihlali olsa bile bunun ancak hak sahibi kişiler tarafından ileri sürülebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından dava konusu markaların aynısının ya da benzerinin başkaları adına yurtdışında tescil edilip telif hakkı ile korunduğu hususunun ispat edilemediği, kötüniyetli tescil iddiasının somut olarak ortaya konulamadığı, markaların ayırdediciliğinin mevcut olduğu, markaların hükümsüzlüğü talebinin hak sahibi olan kişi ya da kişilerce yapılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının şikayeti üzerine davacılar hakkında ceza soruşturması yapılmış olması nedeniyle 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 43. maddesi karşısında davacıların marka hükümsüzlüğü davası açma hakları bulunmakta ise de mahkemenin diğer gerekçelerine göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9083, K. 2012/16281, 16 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama