KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9205 E., 2011/10460 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
344 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/02/2011 tarih ve 2011/144-2011/144 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Alacaklı vekili, Ofset Amb.Kutu San. Ltd. Şti.'nin borçlu, diğerlerinin ise müşterek borçlu ve müteselsil kefil bulundukları genel kredi sözleşmesi gereğince verilen kredinin geri ödemesinde temerrüde düşülmesi nedeniyle hesabın kat edildiğini ileri sürerek, 256.677,58 TL borç nedeniyle ihtiyati hacze karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, İİK'nun 257. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz talep edilebileceği, alacağın ipotekle teminat altına alındığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihtiyati hacze itiraz istemine ilişkin olup, İİK.nun 45 nci maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Aynı Yasa'nın 257 nci maddesi uyarınca da ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli koşullardan biri de alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. İİK'nun anılan maddesine göre aleyhine ihtiyati haciz istenenin lehine verilmiş bir rehin söz konusu ise alacaklı rehin tutar kadar alacağı için öncelikle rehine başvurması gerekir.
Somut olaya gelince, ihtiyati hacze konu alacak nedeniyle, asıl borçlu lehine dava dışı Mücessem Arıcı tarafından taşınmazı üzerinde banka lehine ipotek tesis edilmiş olup, borçlu kefiller yönünden alacağın rehinle temin edilmiş olduğu kabul edilemez.
Ayrıca, asıl borçlu şirket yönünden de rehini aşan kısım için, rehinli bir alacaktan söz edilemeyeceği de kuşkusuzdur.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda anlatılanlar doğrultusunda, asıl borçlu ve kefillerin hukuki durumu yeniden ele alınarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9205, K. 2011/10460, 19 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama