KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9441 E., 2012/17601 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
738 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/02/2011 tarih ve 2006/623-2011/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekilli, müvekkilinin Sümerbank A.Ş'nin yönetici ve çalışanlarının hileli davranışları ve yönlendirmeleri sonucu, KKTC’de faaliyet yürüttüğü belirtilen Efektif Bank (Off shore) Ltd bankasında vadeli hesap açılmak üzere, Sümerbank A.Ş'nin Denizli şubesine 34.000 USD yatırdığını, ancak yatırılan paranın off-shore hesabına hiç gitmediğini, Efektif Bank’ın paravan bir banka olup, toplanan paraların Sümerbank A.Ş'nin hissedar ve yöneticilerinin sahibi olduğu şirketlere verilen usulsüz kredilerde kullanıldığını, böylelikle Bankalar kanunu'nun yasak ve sınırlamalarının kanuna karşı hile yoluyla aşıldığını,
bilahare Sümerbank A.Ş yönetimine el konularak TMSF'na devrolunduğunu, daha sonrada davalı ...
A.Ş ile birleştirildiğini, davalı hakkında aynı sebebe dayalı olarak daha önce açtıkları davanın Yargıtay bozması doğrultusunda, Off shore bankası hakkındaki tüm yasal yollar tüketilmeden erken açıldığından bahisle reddedildiğini, bu davadan sonra dava dışı Off Shore bankası hakkında başlatılan takibin sonuçsuz kaldığını ve aciz vesikası alındığını, kaldı ki söz konusu bankanın KKTC deki bankacılık lisansının iptal edildiğinin ve bankanın bu ülkede malvarlığının bulunmadığının KTTC yetkili makamlarının yazılarıyla anlaşıldığını,
başkaca hesap sahipleri tarafından Off shore bankasına gönderilen tebligatlarda da bankanın adreste tanınmadığının belirtildiğini, bu durumda Off shore bankası hakkında yasal yolların tüketildiğini, davalı bankanın usulsüz işlemlerle kasasına giren para nedeniyle sebepsiz olarak zenginleştiğini, öte yandan kanuna karşı hile suretiyle gerçekleştirdiği haksız fiili nedeniyle de sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik 6.000 TL alacağın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslahla alacaklarının 34.000 USD olduğundan bahisle bu meblağın akti ve gecikme faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı banka vekili, derdestlik ve husumet itirazlarının yanı sıra, davacının bilerek ve isteyerek fazla faiz almak amacıyla parasını Off Shore bankasına yatırdığını, zarara kendi kusuru ile sebep olduğunu, müvekili bankanın eyleminin yatırılan paranın davacının talimatıyla dava dışı off shore bankasına havale edilmesinden ibaret olduğunu savunarak, usul ve esastan davanın reddini istemiştir.
Mahmece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen ikinci bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacının davalı bankaya yatırdığı 34.000.-USD'nın KKTC'de yerleşik Efektifbank Off Shore Ltd. nezdinde açılan vadeli hesaba havale edilmesi hususunda talimat verdiği sabit ise de, Off Shore Bank'ın sadece kağıt üstünde tabela görüntüsünden ibaret olduğu, tüm işlemlerin davalı banka nezdinde yürütüldüğü, toplanan kaynakların bu şekilde tamamen kamu otoritesi denetimi dışında tutularak, Sümerbank A.Ş hakim ortaklarına kaynak olarak aktarılmasının amaçlandığı,
öte yandan davalı Kıyı Bankasının Bankacılık lisansının iptal edilmesi, kayda değer hiçbir mal varlığının bulunmaması, davacının alacağının aciz vesikasına bağlanmış olması nedeniyle, davacının alacağını dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd.'ten tahsil etme imkanının kalmadığı, güven ve itibar kurumu olan bankaların objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu oldukları, davalı bankanın T.T.K.
20/2, B.K.99, 100 ve TMK 2.maddelerine aykırı hareket ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, ıslahla 34.000 USD'nin TL karşılığı olarak talep edilen 53.550,00 TL'nın hesabın açıldığı tarih olan 12.08.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, Borçlar Kanunu'nun 83. maddesi hükmünce; konusu para olan borcun memleket parası ile ödenmesi asıl olmakla birlikte, sözleşmede bedelin yabancı para cinsinden ödenmesi kararlaştırılmış ise, sözleşmede akdin harfiyen icrası aynen ödeme veya buna benzer sözcükler ile şart edilmiş olmadıkça, borç vade günündeki rayici üzerinden memleket parası ile ödenebilir.
Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı bu borcun vade veya fiili ödeme tarihindeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.Somut uyuşmazlıkta davacı yan davalıdan 34.000 USD alacaklı olduğunu ileri sürerek bunun şimdilik 6.000 TL'sının tahsilini talep etmiş, bilahare istemini 34.000 USD' nın hesaba yatırılma tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili şeklinde ıslah etmiştir.Bu durumda, davacının istemi alacağının USD olarak tahsili olmasına karşın, mahkemece TL üzerinden hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, kabule göre de,
yukarıda anılan Yasa hükmü gereğince yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki TL karşılığına karar verilmesi gerekirken, dava tarihindeki TL karşılığının tahsiline karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9441, K. 2012/17601, 7 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama