KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9572 E., 2012/16408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/04/2011 tarih ve 2010/73-2011/55 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin iş mahkemesinde rücu davası açtığını, dava sonucu beklenmeden İskender Orman Ür. AŞ'nin tasfiye edildiğini, kendilerine şirketin ihyası davası açmak üzere süre verildiğini ileri sürerek, şirketin ihyasını talep ve dava etmiştir.
Davalı tasfiye memurları vekili, şirketin 2003 yılında tasfiye edildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Tic. Sic. Memurluğu, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, şirketin tasfiye süreci tamamlanmadan sicilden terkin edildiği, davalı ...'in tasfiye memuru olmadığı gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı tasfiye memurları vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, dava dışı şirketin ihyası istemine ilişkindir. Bu tür davalarda, davalılardan Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda olup, davanın açılmasına sebebiyet vermemiştir. Zira, Ticaret sicilinin, istem üzerine ihyaya ilişkin karar alıp, şirketleri tekrar sicile tescil gibi bir görevi ve yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Dava, TTK.nun 36 ncı maddesine dayalı bir dava da olmadığından, sicil aleyhine harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, aksine hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılardan Ticaret Sicil Memurluğu yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davacı taraf, davada tasfiye memurları olarak ..., ... ve ...’yı hasım olarak göstermiştir. Mahkemece, davalı ...’in tasfiye memuru olmadığı gerekçesiyle, bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, karara dayanak yapılan Ticaret Sicil Memurluğu'nun 01.04.2010 tarihli cevabi yazısında tasfiye memurlarının ... ve ... olduğu belirtilmiş ise de, dosyada mevcut sicil dosyasında 19.06.2002 tarihli genel kurulda şirketin tasfiyesine, tasfiye memurları olarak yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ...’nın atanmasına karar verildiği, yine faaliyet raporlarını üç tasfiye memurunun imzaladığı, tasfiyeye ilişkin sicil gazetesi ilanlarında da davalı ...’in tasfiye memuru olarak adının geçtiği görülmektedir.
Bu itibarla, mahkemece dosyada mevcut sicil dosyasındaki belgeler incelenip, davalı ...’in tasfiye memuru olup olmadığı belirlenip, bu davalının hukuki durumunun ona göre belirlenmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamıştır.
4- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9572, K. 2012/16408, 17 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama