KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9773 E., 2012/21003 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
648 kelime·3 dk okuma
davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/03/2011 tarih ve 2010/97-2011/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ARKO ibareli 1-45. sınıflar ile beraber 21. sınıf ürünleri de içeren 23.09.2005/40508 sayılı olanla birlikte yine ARKO ibareli 69 adet tescilli markaların sahibi olduğunu, davalının 04.07.2008 tarihinde “ARKOR+ŞEKİL” ibare ve biçimli, 21. sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2008/40414 kod numarası verilen başvurunun Resmi Marka Bülteni'nde ilân olunduğunu, bunun üzerine tanınmışlık ve iltibas vakıasına dayanarak başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından 2010/M-1340 sayılı kararla reddedildiğini,
kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, başvurunun tescilinin müvekkilinin ARKO esas ve ayırt edici unsurlu markaları ile iltibasa sebebiyet vereceğini ileri sürerek, YİDK kararının iptali ile davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE ile şirket vekilleri, tescilli markalarla başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaret ve markanın bütünsel olarak analiz edilmeleri gerektiğini, ARKO ibaresinin kozmetik ve kişisel bakım ürünleri sektöründe yer alan mallar bakımından kullanıldığını, başvuru konusu işaretin ise 21. sınıfta yer alan ürünleri içerdiğini, ayrıca bir şekil içerdiğini, ortalama düzeydeki tüketicilerin davacı markalarıyla başvuru konusu işareti karıştırmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davacının markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun ARKO ibaresinden oluştuğu, anılan kelimenin 21. sınıf ürünler bakımından derhâl ve doğrudan doğruya ürünlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediğinden somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfının bulunduğu, davalı başvurusunun konusu olan işaretin ARKOR ibaresi ile bir şekilden oluştuğu, asıl ve ayırt edici unsurunun ARKOR sözcüğü olduğu, şeklin ayırt edicilikte sözcüğe göre geri plânda kaldığı, ARKO ve ARKOR sözcükleri arasındaki tek farkın başvuruda fazladan yalnızca R harfinin bulunması olduğu,
ancak bu farklılıkların görsel ve sescil olarak iki işaret arasında var olan genel izleminde doğan benzerliğin etkilerini geri plâna atmaya elverişli olmadığı, davacının markalarının 21. sınıf ürünler bakımından kullanılmamasının korunmamasını gerektirmediği, başvuru kapsamında yer alan 21. sınıf ürünlerin tamamının davacı markalarının bu arada 2005/40508 sayılı marka kapsamında aynen yer aldığı, yani aynı tür olduğu,
normal düzeyde bilgilendirilmiş, makûl ölçüde dikkatli, işaret ve markayı aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı ürünlerle ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki 21. sınıf ürün alımlarında aynı markayı taşıyan mallardan yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki alıcıların bu marka ve işaretin farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı,
anılan ürünlerle ilgili satın alma süresi içeresinde davacının ARKO ibareli markasını taşıyan 21. sınıf ürünlerden satın almak isterken davalının “ARKOR+ŞEKİL” işaretini taşıyan ürünleri satın alma yönünden tercihte bulunabilecekleri, bir kısım alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduğunu algılayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idarî ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde algılamada bulunulmalarının kaçınılmaz olduğu,
bunun öteden beri kullanılan davacı markalarının tüketiciler nazarında tesis ettiği imajın transferi sonucunu doğuracağı, davalının öteden beri ticaret unvanının ayırıcı eki olan ALKAR ibaresini değil, ARKOR ibaresinin tesciline yöneldiği, bu işaretin ise görsel ve sescil olarak davacının 21. sınıf ürünleri içeren ARKO ibareli markasına yanaşmış olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve TPE YİDK'nın 2010/M-1340 sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescilli 04.07.2008 gün ve 2008/40414 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9773, K. 2012/21003, 17 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama