KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9785 E., 2011/14874 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
835 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/01/2009 gün ve 2008/312-2009/14 sayılı kararı bozan Daire’nin 07/04/2011 gün ve 2009/11392-2011/4023 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Ordu-Ulubey Şubesi’nde döviz hesabı açtırarak 93.051,79 İsviçre Frangı yatırdığını, davalı bankanın Ulubey Şubesi müdürü Selayi Kul ile aynı köylü olmaları nedeniyle tanıştıklarını, bu kişinin tayininin Eynesil Şubesi’ne çıktığını, hesabını oraya aktarırsa faiz oranlarındaki değişiklikleri daha iyi takip edeceğini, daha iyi nemalandıracağını söylemesi üzerine Ordu Ulubey Noterliği’nce düzenlenen 30.07.2001 tarih 0822 nolu özel vekaletname ile Selayi Kul’a Ulubey Şubesi’nde bulunan döviz hesabını Eynesil Şubesi’ne nakletme yetkisi verdiğini,
Selayi Kul’un hesabı Eynesil Şubesi’ne aktararak 09.08.2001 tarihinde müvekkili adına döviz hesabı açtığını, yurtdışına gittikten sonra hesaptan hiç para çekmediğini, 2005 yılında Türkiye’ye dönüp para çekmek istediğinde hesabın Görele Şubesi’ne aktarıldığının söylendiğini ve müvekkiline verilen hesap ekstresine göre tüm paranın çekilmiş olduğunu gördüğünü, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatıyla müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından Selayi Kul’a verilen özel vekaletnamede hesabın Ulubey Şubesi’nden Eynesil Şubesi’ne aktarılması dışında, yeni açılacak hesaplardaki parayı kullanma yetkisi tanındığını, vekaletname içeriğine göre müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı Ulubey Noterliği’nce düzenlenen vekaletname ile sadece Ulubey Şubesi’ndeki paranın Eynesil Şubesi’ne aktarılmasının amaçlandığını, para çekme, hesap açma, kapatma gibi yetkilerin Ulubey Şubesi ile sınırlı olarak verildiğini, paranın Eynesil Şubesi’ne aktarılması ile vekaletnamedeki yetkinin sona erdiğini iddia etmiş ise de vekaletnamede açıkça “yeniden hesaplar açtırmaya, hesaplarıma dilediği zaman, dilediği miktarda para yatırmaya, hesaplarımı kontrol etmeye,
hesaplarımdaki paraları kullanmaya” ifadesi yer alıp bu ifadenin sadece Ulubey Şubesi’ndeki hesaplarla ilgili olmayıp başka hesaplar açtırma ve hesapları kontrol edip dilediği zaman hesaplardaki paraları kullanma yetkisi verdiği, vekaletname içeriği nazara alındığında davalı bankanın Selayi Kul’un para çekmesine engel olamayacağı, davalı bankanın özel vekaletnameye dayanılarak yapılan işlemler karşısında sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.04.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının, davalı banka şubesindeki hesabından, Ordu-Ulubey Noterliğince düzenlenen, 30.07.2001 gün, 0822 yevmiye numaralı "Özel Vekaletname" ile yetkili kıldığı vekili Selayi Kul tarafından para çekildiği, vekilin banka şube müdürü olması sebebiyle, davalının BK.'nun 100. maddesine göre sorumlu olduğu iddiası ile açılmış tazminat davasıdır.
Davacıya ait hesaptan parayı çeken kişinin, davacının vekili olduğu konusunda ihtilaf yoktur.
Davacının hesabındaki paranın, "Özel Vekaletname" ile yetkilendirdiği vekili tarafından çekildiği sabit olduğuna göre, ihtilafın vekalet ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Davacının, hesabından para çeken Selayi Kul'a verdiği "Özel Vekaletname" ile, hesabından para çekme, hesabı kapatma, yeniden hesaplar açma, kendisini banka nezdinde tam yekili olarak temsil etmek dahil olmak üzere, çok geniş yetkiler verdiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Ordu-Ulubey Noterliğince düzenlenen, 30.07.2001 gün, 0822 yevmiye numaralı "Özel Vekaletname" de, davacı tarafından, hesabından para çeken dava dışı vekile verilen yetkiler ayrıntılı şekilde sayıldıktan sonra, vekaletname, "...bu işlerin ifa ve icrası sırasında tarafımdan yapılması lazım gelen bilumum işlemleri kendi imzası ile imzalamaya mezun ve yetkili olmak üzere, Ali oğlu, Esma'dan doğma, 01.01.1953 D.lu SELAYİ KUL' u adıma vekil tayin ettim." şeklinde tamamlanmaktadır.
Vekaletnamede, yetkilendirilen vekilin, davalı bankanın şube müdürü ya da çalışanı olduğuna dair hiç bir ibare yoktur.
Davacı ile hesabından para çeken vekilin soyadları aynı olup, her ikisinin de soyadı Kul'dur.
Dava dilekçesindeki açıklamadan da, davacının vekalet verdiği vekili Selayi Kul'u, aynı köylü olmaları sebebiyle tanıdığı anlaşılmaktadır.
Davacı ile vekalet verdiği kişinin soyadının aynı olması, vekaletname içeriği ile dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının bu kişiye vekalet verme sebebinin, Dairemizin kabulünün aksine, davacının, bankaya duyduğu güven olmayıp, davacının vekalet verdiği kişi ile kişisel tanışıklığı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, vekilin banka çalışanı olmasının neticeye etkisi yoktur. Bu yetkilerle donatılmış bir vekil, banka çalışanı olmasa dahi, vekaletnamedeki yetkilerini kullanabilecek, vekili olduğu kişinin hesabından para çekebilecektir.
Davalı bankanın ancak, vekile, vekaletnamede olmayan bir yetkiyi kullandırarak, vekilin yetkili olmadığı bir işlemi yapmasını sağlaması halinde sorumluluğu söz konusu olabilecektir. Bu konuda bir delil olmadığı gibi, iddia dahi söz konusu değildir.
Sadece, davacının vekalet verdiği kişinin, davalı bankanın çalışanı (Şube müdürü) olması, bu kişinin görevi ile ilgisi olmayan bir konuda, hesap sahibinin vekili sıfatıyla yaptığı bir işlemden dolayı, davalı bankanın sorumlu tutulması mümkün değildir. Somut olayda, BK.'nun 100. maddesinin uygulama yeri yoktur.
Bu nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyorum. 03.11.2011
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9785, K. 2011/14874, 3 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama