KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/10111 E., 2013/21321 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/11/2011 tarih ve 2010/92-2011/369 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2008/10735 sayılı ARTI YAMİ ibareli marka başvurusu ile ilgili yapmış oldukları itirazın TPE YİDK’nın 2009-M-5877 sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkili şirket adına tescilli YAMİ markasının çok uzun yıllardır piyasada olduğunu ve yapılan yatırımlar ile yoğun reklam kampanyaları ile promosyon çalışmaları sonucu tüketiciler tarafından beğenilen ve tercih edilen bir marka haline geldiğini, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlama amacıyla kötüniyetli şekilde hareket ettiğini,
dava konusu markanın farklı emtia sınıfları için tescil edilmiş olsa da başvuru markası kapsamındaki mal ve hizmetlerin müvekkili markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilişkili ve ekonomik anlamda birbirini tamamlayan mal ve hizmetler olduğunu, bu nedenle iltibas yaratacağını ileri sürerek YİDK kararının iptaline, marka tescil edilmiş ise markanın hükümsüz sayılmasına ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, taraf markalarının mal ve hizmet sınıfı yönünden birbiriyle ilişkili olmadığını, davalının davacıdan tamamen farklı bir alanla iştigal ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili markasının davacıya ait markalardan farklı sınıflarda tescilli olduğunu, davacının mesnet gösterdiği YAMİ ibareli markasını piyasadan çektiğini, davacı markalarının 556 sayılı KHK 8/4 kapsamında tanınmış marka olmadığını, müvekkilinin markasının bütün olarak bıraktığı izlenim dikkate alındığında davacı markasından kolayca ayırt edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının tescilli markaları kapsamında kalan yiyecek-içecek maddelerinin davalı başvuru kapsamındaki 43.01 sınıfta bulunan yiyecek-içecek sunulması hizmetleri ile ilişkili olduğu, her iki ürün grubunun hitap ettiği müşteri kitlesinin aynı olduğu ve aynı amaca hizmet ettiği, bu nedenle ilişkili mal ve hizmetler niteliğinde oldukları, davalı markasındaki ARTI ibaresinin ayırtedici gücünün bulunmadığı,
ortalama tüketici kitlesi tarafından karıştırılabileceği, ancak davalı markasının “geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil), hayvan bakım evleri hizmetleri yönünden herhangi bir karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı,
davacının markasının tanınmış olduğuna gösterir herhangi bir delil sunamadığı,davalının markayı kötüniyetle tescil ettirdiğine ilişkinde delile rastlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 43.01 de yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden TPE YİDK’nın 2009-M-5877 sayılı kararının iptaline, aynı hizmetler yönünden davalı adına tescil olunan 2008/19735 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/10111, K. 2013/21321, 25 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama